Kelvin dalgası California kıyılarına doğru ilerliyor

Kelvin dalgası, güçlü El Niño nedeniyle Pasifik’te yön değiştiren sıcak suları California kıyılarına taşıyor; yağış, fırtına ve sel riski artabilir.

Okyanuslardaki su hareketleri yalnızca gelgitleri belirleyen Ay’ın çekim gücünden etkilenmiyor. Rüzgârlar yüzeydeki akıntıların yönünü değiştirirken, su sıcaklığındaki farklılıklar da derinlerdeki dolaşımı etkiliyor.

Pasifik Okyanusu’nda bu yıl alışılmış düzenin dışında bir tablo ortaya çıktı. Ekvator çevresindeki alize rüzgârları normalde sıcak suları Avustralya ve Güneydoğu Asya yönüne taşırken, güçlü El Niño nedeniyle rüzgârlar zayıfladı ya da doğuya doğru esmeye başladı. Bunun sonucunda sıcak sular Güney Amerika kıyılarında birikti; kara engeliyle karşılaşan akıntı kuzeye ve güneye yöneldi. Bu hareketin bir bölümü güney California’ya yaklaşıyor ve yaklaşık üç hafta içinde San Francisco’ya ulaşması bekleniyor.

Bilim insanları, kıyıya doğru ilerleyen bu sıcak su kütlesini Kelvin dalgası olarak adlandırıyor. NASA Jet Propulsion Laboratory’de okyanus dolaşımını araştıran Severine Fournier, The Guardian’a yaptığı açıklamada, ekvator boyunca yükselen deniz seviyelerinin izlenebildiğini ve dalga Güney Amerika kıyılarına ulaştığında doğuya ilerleyemediği için kuzey ve güneye yöneldiğini söyledi.

Kelvin dalgası California kıyılarına ulaştığında bölgede bir süre etkisini sürdürebilir. Uzmanlara göre bu durum, yağışların ve kış fırtınalarının artmasına yol açabilir. Sıcak suların kıyı boyunca birikmesiyle batı kıyısındaki deniz seviyesinin yaklaşık 15 ila 30 santimetre yükselmesi de bekleniyor. Bu artış, deniz seviyesinin yükselmesinden hâlihazırda etkilenen alçak bölgelerde sel riskini artırabilir.

Ulusal Okyanus ve Atmosfer İdaresi’nin Southwest Fisheries Science Center biriminde araştırma yapan Nate Mantua, normal koşullarda batı Pasifik’te, kuzeydoğu Avustralya ve Güneydoğu Asya çevresinde kalın bir sıcak su tabakası bulunduğunu belirtti. Mantua’ya göre rüzgârların zayıflaması, bu su kütlesini yerinde tutan kuvveti ortadan kaldırıyor ve sular California yönüne doğru geri hareket ediyor. Araştırmacılar, Kelvin dalgasının etkisinin kış boyunca ve gelecek yılın ilk aylarına kadar sürmesini bekliyor.

Mantua, Kelvin dalgalarının binlerce yıldır görülen doğal bir olay olduğunu ve NOAA’nın okyanus gözlemlerinin başlamasından bu yana bu hareketleri izlediğini aktardı. Ancak son yüzyılda deniz seviyelerinin yaklaşık 20 santimetre yükselmiş olması, bu doğal dalganın kıyılara taşıdığı ek suyun etkisini daha kritik hâle getiriyor.

Uzmanlar, El Niño kışlarında kuzey Pasifik’te normalden daha fazla fırtına ve büyük dalgalar görülebildiğini belirtiyor. Yüksek deniz seviyesiyle birleşen fırtına kabarmaları, kıyıların okyanus enerjisine ve taşkınlara daha açık hâle gelmesine neden olabilir. Özellikle yüksek gelgitlerle aynı zamana denk gelen fırtınaların daha büyük hasar oluşturduğu vurgulanıyor.

İklim bilimciler, bu yılki El Niño olayının son bin yılın en güçlüsü olabileceğini değerlendiriyor. Olayın zirveye ulaşmasına aylar olmasına rağmen şimdiye kadarki en yüksek sıcaklıklar kaydedildi. Güçlü El Niño dönemleri; şiddetli fırtınalar, yüksek fırtına kabarmaları, seller ve kıyı erozyonuyla ilişkilendiriliyor.

Southwest Fisheries Science Center’da araştırmacı okyanus bilimci Mike Jacox, Kelvin dalgasının plajlarda görülen dalgalar gibi kırılmadığını ve yüzeyde kolayca fark edilmediğini söyledi. Jacox, yüksek gelgit dönemlerinde meydana gelebilecek fırtınaların, deniz seviyesindeki yükselme nedeniyle kıyıda daha fazla hasara yol açabileceği uyarısında bulundu.

California Valisi Gavin Newsom eyalette olağanüstü hâl ilan etti. Eyalet yollarındaki kapanmalara ve kar temizleme çalışmalarına hazırlık amacıyla ekipmanlar konuşlandırılırken, Ulusal Muhafız birlikleri de sel sularında mahsur kalan kişilere yönelik arama kurtarma görevleri için hazırlık yapıyor.

Bilim insanları Kelvin dalgasının ve El Niño’nun olası etkilerinin önemli bölümünü öngörebilse de tüm sonuçların kesin biçimde hesaplanamayacağını belirtiyor. Okyanuslardaki doğal değişimler izlenebilirken, iklim değişikliğini hızlandıran fosil yakıt kullanımı insan kaynaklı risklerin büyümesinde temel etken olmayı sürdürüyor.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu