Küresel çelikte 28 ekonomi ortak çerçevede uzlaştı
Küresel çelik sektöründe kapasite fazlasına karşı Türkiye’nin de dahil olduğu 28 ekonomi ortak çerçevede uzlaştı; ticaret önlemleri sıkılaşacak.
Küresel çelik ticaretinde kapasite fazlasına karşı yeni bir dönem başladı. Türkiye’nin de üyesi olduğu Küresel Çelik Fazla Kapasite Forumu, ABD’nin Milwaukee kentindeki toplantıda aşırı üretimle mücadelede ortak hareket edilmesini öngören çerçeveyi kabul etti.
“Milwaukee Çerçevesi” olarak adlandırılan düzenleme, herhangi bir ülkeye otomatik tarife uygulanmasını öngörmüyor. Buna karşılık üyeler; damping ve sübvansiyon soruşturmalarını artırabilecek, korunma önlemlerini devreye alabilecek ve çeliğin gerçek menşeini daha sıkı izleyebilecek. Ticaret kısıtlamalarının üçüncü ülkeler üzerinden aşılmasına karşı da koordinasyon sağlanacak.
Forumun altı kıtaya yayılan 28 üyesi arasında Türkiye’nin yanı sıra ABD, Avrupa Birliği, İngiltere, Japonya, Güney Kore, Kanada, Brezilya ve Meksika bulunuyor. Bu nedenle karar, yalnızca ABD ile Çin arasındaki ticaret gerilimi çerçevesinde değil, küresel çelik ticaretinde geniş katılımlı bir müdahale zemini oluşturması bakımından önem taşıyor.
Yeni adımın temelinde hızla büyüyen üretim fazlası yer alıyor. OECD verilerine göre küresel çelikteki fazla kapasite 2024’te 601 milyon ton seviyesindeydi. Bu miktarın 2028’de 745 milyon tona çıkması bekleniyor. Söz konusu kapasite, forum üyelerinin mevcut toplam çelik üretimini 319 milyon ton aşacak.
Fazla kapasite sorununun merkezinde Çin bulunuyor. Ülkede altyapı ve gayrimenkul sektörlerindeki zayıf iç talep, üreticileri dış pazarlara daha fazla yöneltti. Çin’in çelik ihracatı 2025’te 131 milyon tona ulaşarak rekor kırdı. Bu rakam, 2020’ye göre yüzde 153’lük artışa işaret ediyor. Çin tek başına küresel kapasite-talep açığının yarısından fazlasını oluştururken, düşük fiyatlı ihracat diğer ülkelerdeki üreticiler üzerindeki baskıyı artırıyor.
Milwaukee Çerçevesi kapsamında ülkelerin kendi mevzuatları ve uluslararası yükümlülükleri doğrultusunda damping ve sübvansiyon soruşturmaları başlatması, ayrıca ek vergi veya kota gibi korunma önlemlerine başvurması mümkün olacak. Çeliğin bir ülkede üretilip başka bir ülkede sınırlı işlemlerden geçirildikten sonra farklı menşeyle ihraç edilmesi de daha yakından takip edilecek. Denetimlerin, yüksek miktarda çelik içeren bazı nihai ürünleri kapsaması planlanıyor.
OECD hesaplamaları, devlet desteklerinin kapasite artışındaki rolüne de dikkat çekiyor. 2024’te ortalama bir Çinli çelik şirketinin varlıklarına oranla aldığı sübvansiyonun, diğer ülkelerdeki üreticilerin desteğinin yaklaşık 15 katına çıktığı belirtildi. Bu oran 2023’te yaklaşık 10 kat seviyesindeydi. Forum, ekonomik açıdan sürdürülebilir olmayan tesislerin kamu desteğiyle üretimde tutulmasının küresel arz fazlasını büyüttüğünü savunuyor.
Gelişmeler Türkiye açısından hem fırsat hem de risk barındırıyor. Çin’den dünya pazarlarına yönelen düşük fiyatlı çeliğin daha güçlü ticaret engelleriyle karşılaşması, Türk üreticilerin Avrupa ve diğer ihracat pazarlarındaki rekabet koşullarını olumlu etkileyebilir. Öte yandan korumacı uygulamaların yaygınlaşması, tüm ithalata yönelik menşe ve ticaret savunma denetimlerini sıkılaştırabilir. Türkiye’nin forumda yer alması, kuralların şekillenmesinde söz sahibi olmasını sağlarken ihracatçıların tedarik zinciri ve menşe kontrollerine daha fazla önem vermesini gerektirecek.
ABD Ticaret Temsilcisi Jamieson Greer, Washington’ın çelikte tarifeler ve diğer ticaret önlemleriyle izlediği politikanın başka ülkelerce de uygulanabileceğini söyledi. Çerçeve, üyeleri tek tip tarife uygulamasına zorlamıyor ancak çok sayıda ülkenin küresel çelik piyasasındaki kapasite fazlasına karşı eş zamanlı ve daha sert adımlar atabileceği yeni bir dönemin işaretini veriyor.




