Dış Ticaret Açığı Ocak’ta 8,4 Milyar Dolar Seviyesine Ulaştı

Ocak ayında dış ticaret açığı 8,4 milyar dolara yükseldi. Cari denge görünümünde iyileşme sağlanamadı.

TİM Başkanı Mustafa Gültepe, Ocak ayı ihracat verilerini değerlendirirken, jeopolitik gerginlikler ve korumacılık önlemlerinin etkisiyle Türkiye’nin ihracatının Ocak ayında %3,9 oranında azalarak 20,3 milyar dolara gerilediğini belirtti. 2025 yılı için %4,5 artış öngörülmesine rağmen, 2026 yılına olumsuz bir başlangıç yapıldığı vurgulandı. Son 12 aylık ihracat ise 272,5 milyar dolar olarak kaydedildi.

Ocak ayı dış ticaret verileri, Türkiye ekonomisinde dış denge açısından kalıcı bir iyileşmenin henüz gerçekleşmediğini ortaya koydu. Ticaret Bakanlığı’nın geçici verilerine göre, dış ticaret açığı yıllık bazda %8,4 artarak 8,4 milyar dolara yükseldi. Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış veriler de açığın yüksek seyrini sürdürdüğünü gösteriyor. Altın ve enerji kalemlerinin açığın büyümesini sınırladığı belirtilse de, çekirdek göstergelerdeki bozulma cari denge görünümünün yeni yıla zayıf bir başlangıç yaptığını ortaya koyuyor.

Ocak ayında ihracatın yıllık bazda %3,9 azalarak 20,3 milyar dolar, ithalatın ise yatay seyirle 28,7 milyar dolar düzeyinde gerçekleştiği gözlemlendi. Bu durum, dış ticaret açığının geçen yılın aynı ayına göre 0,8 milyar dolar artarak 8,4 milyar dolara ulaşmasına neden oldu. 12 aylık birikimli dış ticaret açığı ise 92,0 milyar dolardan 92,9 milyar dolara yükseldi. Altın ve enerji hariç tutulduğunda dış ticaret açığındaki yıllık artış 1,5 milyar dolara ulaştı.

Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış verilere göre, dış ticaret açığı yüksek seviyede kalmaya devam ediyor. Özellikle altın ve enerji hariç çekirdek dış açık, Nisan ayı seviyelerine geri döndü. Çekirdek ihracattaki daralmanın ithalata kıyasla daha sert gerçekleşmesi, son çeyrekte gözlemlenen olumsuz görünümün Ocak ayına da yansıdığını gösteriyor.

İhracat tarafında, mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış verilere göre, Ocak ayında %5,7’lik sert bir düşüş kaydedildi. Altın ihracatı Aralık ayında 338 milyon dolarken, Ocak ayında 287 milyon dolara geriledi. Enerji ihracatı ise Aralık’ta %4,2 artış gösterirken, Ocak’ta %11,6 düşüş yaşadı. Altın ve enerji hariç bakıldığında ihracattaki aylık daralma %5,2 oldu. Yılın ilk çalışma gününün köprü gün olabilecek şekilde Cuma gününe denk gelmesi, ihracat performansındaki zayıflığın nedenlerinden biri olarak değerlendiriliyor.

Bölgesel ihracat verileri, düşüşün geniş tabanlı olduğunu gösteriyor. Mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış verilere göre, AB-27’ye ihracat %8,8, Yakın ve Orta Doğu’ya ihracat ise %9,6 geriledi. Kuzey Amerika’ya yapılan ihracattaki düşüş ise daha sınırlı kaldı. Mal gruplarına göre bakıldığında, yatırım malları ihracatı, Aralık ayındaki %11,6’lık güçlü artışın ardından Ocak’ta %11,0 ile sert düştü. Ara malları ve tüketim malları ihracatı da sırasıyla %4,2 ve %3,8 azaldı.

İthalat cephesinde ise, mevsim ve takvim etkilerinden arındırılmış verilere göre, Ocak ayında %3,9’luk bir düşüş yaşandı. Altın ithalatı, fiyatlardaki yükselişe rağmen 1,66 milyar dolar seviyesine gerileyerek önceki dört aya kıyasla azaldı. Enerji ithalatında ise Aralık ayında görülen güçlü artış kalıcı olmadı ve Ocak’ta %10,6’lık belirgin bir düzeltme gerçekleşti.

İthalat verileri incelendiğinde, en sert düşüş %7,7 ile yatırım mallarında kaydedildi. Tüketim malları ithalatı %3,6, ara malları ithalatı ise %3,1 geriledi. Ancak altın ve enerji hariç tutulduğunda ara malları ithalatı %1,4 artarak yükseliş eğilimini sürdürdü. Mücevherat ithalatındaki %304’lük güçlü artış hariç tutulduğunda, tüketim malları ithalatındaki aylık düşüş %21,3 gibi oldukça sert bir seviyeye ulaştı. Bu durum, çekirdek göstergelerde yavaşlama sinyallerinin güçlendiğine işaret ediyor.

Ocak ayında altın ve enerji hariç ihracatın ithalatı karşılama oranı %88,0’den %84,6’ya gerileyerek Nisan 2025’ten bu yana en düşük seviyeye indi. Bu gelişme, dış ticaret dengesindeki bozulmanın cari denge üzerinde baskı yaratmaya devam edeceğini gösteriyor. Genel tablo, dış açıkta yapısal bir iyileşmenin henüz başlamadığını ve yeni yılda cari denge risklerinin yüksek seyrini koruduğunu ortaya koyuyor.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu