Kuzey Avrupa gemi inşa pazarında Türkiye alarmı

Kuzey Avrupa gemi inşa pazarı, kur baskısı ve artan maliyetler nedeniyle Türkiye için risk taşıyor. Sektör, 20 yıllık kazanımın korunmasını istiyor.

Kurun uzun süredir sabit seyretmesi ve hammadde fiyatlarındaki artış, Türk gemi inşa sektörünün yeni sipariş alma kapasitesini baskılıyor. Özellikle Kuzey Avrupa gemi inşa pazarı, maliyet dezavantajı nedeniyle sektörün en önemli endişe başlıklarından biri haline geldi. Gemi, Yat ve Hizmetleri İhracatçıları Birliği (GYHİB) Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Talha Pepe, bölgede 20 yılda oluşturulan ticari birikimin kaybedilebileceği uyarısında bulundu.

Türkiye, gemi inşasında dünya sıralamasında 12’nci basamakta yer alıyor. Ticaret Bakanlığı verilerine göre sektörün kilogram başına ortalama ihracat değeri yaklaşık 25 dolar seviyesinde bulunuyor. Toplam ihracat değeri ve hacmi dikkate alındığında dünya genelinde 10’uncu sırada bulunan Türk tersaneleri, mega yat üretiminde İtalya’nın ardından ikinci, balıkçı gemisi üretimi ve ihracatında ise birinci konumda.

Sektörün yüksek katma değerli üretime yönelmesinde 2008 küresel krizinin önemli bir dönüm noktası olduğunu belirten Pepe, Türk tersanelerinin kriz sonrasında daha nitelikli projelere odaklandığını ifade etti. Bu dönüşüm, başta Kuzey Avrupa olmak üzere önemli pazarlarda Türkiye’ye güçlü bir yer kazandırdı. Ancak Pepe’ye göre dört yıl öncesine kadar bölgedeki siparişlerin yüzde 35’ini alan Türk tersaneleri, bugün bu konumunu korumakta zorlanıyor. Bazı tersanelerin yaklaşık bir yıldır yeni sözleşme imzalayamadığı belirtilirken sektör, kurun en azından enflasyon oranında yükselmesini bekliyor.

Sektör bu yıl rekor bekliyor, sonraki iki yıl için temkinli

Gemi inşa projelerinin uzun zamana yayıldığını hatırlatan Pepe, halen tersanelerde sürdürülen işlerin büyük bölümünün bir veya iki yıl önce imzalanan sözleşmelere dayandığını söyledi. Bu projelerin tamamlanma ve ihracat kayıtlarının bu yıl gerçekleşmesiyle sektörün yıl sonunda rekor seviyeye ulaşması bekleniyor. Buna karşın 2027 ve 2028 için görünümün olumlu olmadığını aktaran Pepe, kurdaki durağanlığın hem yeni siparişleri hem de uluslararası rekabeti olumsuz etkilediğini dile getirdi.

Mevcut maliyetlerle eski fiyatların korunmasının mümkün olmadığını belirten Pepe, Türk tersanelerinin yeni projelerde rekabet avantajını büyük ölçüde yitirdiğini kaydetti. Geçmiş yıllarda imzalanan bazı sözleşmelerin ise bugünkü koşullarda zarar doğurduğunu ifade eden Pepe, sektörün maliyet baskısı altında faaliyetlerini sürdürmeye çalıştığını söyledi.

Kuzey Avrupa’daki başlıca rakibin İspanya olduğunu belirten Pepe, Türkiye’nin üç ya da dört yıl önce İspanya ile benzer maliyet seviyesinde bulunduğunu, bugün ise yaklaşık yüzde 20 daha pahalı hale geldiğini aktardı. Altı yıl önce Türkiye’nin İspanya’ya göre yüzde 15 daha ucuz olduğunu söyleyen Pepe, değişimin rekabet dengesi üzerindeki etkisine dikkat çekti.

Güney Kore, Çin ve Japonya’nın yüksek üretim ölçekleriyle büyük hacimli projelerde belirleyici olduğunu belirten Pepe, ABD pazarına girişin bu ülkedeki düzenlemeler nedeniyle sınırlı kaldığını söyledi. Bu nedenle Kanada ve Kuzey Avrupa’nın, özel üretim kapasitesiyle öne çıkan Türk tersaneleri için daha uygun pazarlar olduğunu ifade etti. Avrupalı armatörlerin Türk tersanelerinin kalite ve özel üretim kabiliyetinden memnun olduğunu kaydeden Pepe, rekabetçi fiyat sunulması halinde bölgedeki müşterilerin korunabileceğini vurguladı.

Devam eden projelerde artan maliyetlerin Avrupalı müşterilere bütünüyle yansıtılmadığını belirten Pepe, bazı şirketlerin zararına rağmen iş sürekliliğini korumayı tercih ettiğini söyledi. Sektör temsilcisinin yıl sonu ihracat beklentisi ise 2,5 milyar dolar. Bu tutarın yüzde 90’dan fazlasının önceki yıllarda imzalanan sözleşmelerin bu yılki teslimat ve kapanışlarından kaynaklanması bekleniyor.

Tersanelerde birleşme ve satın alma seçenekleri gündemde

Siparişlerdeki daralmaya rağmen şu ana kadar kapanan bir tersane bulunmadığını belirten Pepe, buna karşılık sektörde birleşme ve satın alma görüşmelerinin gündeme geldiğini açıkladı. Bazı tersanelerin finansal sorunlar yaşadığını, ancak durumun henüz kapanma aşamasına ulaşmadığını ifade eden Pepe, sektörün bu dönemi mümkün olduğunca az kayıpla atlatmayı hedeflediğini söyledi.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın denizüstü rüzgar enerjisi platformlarına yönelik yaklaşımını olumlu bulduğunu belirten Pepe, bu projelerin hayata geçirilmesinin zaman alabileceğini kaydetti. Türk tersanelerinin denizüstü enerji yatırımları başta olmak üzere büyük ölçekli yapım projelerine katkı sağlayabilecek kapasitede olduğunu vurgulayan Pepe, tersanelerin geçmişte köprülerden büyük yapılara kadar farklı alanlarda üretim gerçekleştirdiğini hatırlattı.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu