ABD’nin JASSM-ER Stokları Kritik Seviyenin Altında
ABD’nin İran’a yönelik hava harekatı, JASSM-ER stoklarını kritik seviyelere düşürdü. Mühimmat tüketimi, küresel caydırıcılığı etkiliyor.
ABD’nin İran’a karşı yürüttüğü geniş kapsamlı hava operasyonları, yalnızca bölgesel değil, aynı zamanda küresel askeri dengeleri de etkileyecek boyutta bir mühimmat tüketimine neden oluyor. Özellikle düşük görünürlük (stealth) özelliklerine sahip uzun menzilli seyir füzeleri, bu operasyonların temel unsurlarını oluştururken, Washington’un kritik mühimmat stoklarının hızla azaldığı gözlemleniyor.
ABD’nin önemli uzun menzilli mühimmatları arasında yer alan AGM-158 JASSM-ER Havadan Atılan Seyir Füzesi, İran’a yönelik hava saldırılarında yoğun bir şekilde kullanılıyor. Bloomberg’in haberine göre, savaş öncesinde yaklaşık 2.300 adet olan bu füzelerin büyük bir kısmı operasyonlara tahsis edilirken, geriye dünya genelinde yalnızca yaklaşık 425 adet füzeyi kullanılabilir durumda kaldığı bildiriliyor.
Mart ayı sonunda, Pasifik bölgesindeki JASSM-ER stoklarının Orta Doğu’ya sevk edilmesi kararlaştırıldı. Bu çerçevede, füzelerin bir kısmı ABD’nin aktif olarak kullandığı RAF Fairford gibi ileri konuşlu üs bölgelerine yönlendiriliyor. Bu durum, ABD’nin yalnızca Orta Doğu’daki değil, diğer operasyon sahalarındaki caydırıcılık kapasitesini de riske attığını gösteriyor.
Savaşın ilk dört haftasında 1.000’den fazla JASSM-ER füzesi kullanıldığı belirtiliyor. Bu rakam, ABD’nin modern hava operasyonlarındaki uzun menzilli hassas vuruş konseptine olan bağımlılığını ortaya koyuyor. Daha kısa menzilli AGM-158 JASSM ile birlikte değerlendirildiğinde, ABD stoklarının yaklaşık üçte ikisinin İran operasyonlarına tahsis edildiği ifade ediliyor.
ABD Genel Mühimmat Krizi Yaşıyor
Yabancı kaynaklar, ABD’nin İran’a yönelik harekatında yaşanan mühimmat tüketiminin yalnızca JASSM-ER ile sınırlı olmadığını, birçok kritik silah sisteminde eş zamanlı bir azalma yaşandığını ortaya koyuyor. Savaşın ilk 16 gününde 11 binden fazla mühimmatın kullanıldığı tahmin ediliyor. Özellikle balistik füzelere karşı kullanılan THAAD füze savunma sistemi ve kara konuşlu uzun menzilli PrSM sistemlerinin stoklarının da hızla azaldığı belirtiliyor.
Bu yoğun mühimmat tüketiminin, sadece operasyonel sürdürülebilirliği değil, aynı zamanda ABD’nin küresel caydırıcılık kapasitesini de doğrudan etkileyebileceği değerlendiriliyor. Mevcut üretim hızları dikkate alındığında, harcanan mühimmatın yerine konulmasının maliyetli ve zaman alıcı olacağı, toplam yeniden üretim maliyetinin ise 50 milyar dolara kadar ulaşabileceği öngörülüyor.
Operasyonun ilk dört haftasında yalnızca AGM-158 JASSM-ER değil, deniz platformlarından atılan Tomahawk seyir füzeleri de yoğun bir şekilde kullanıldı. Bu süreçte, 1.000 adet JASSM-ER füzesi ile birlikte 850’den fazla Tomahawk füzesi atıldığı değerlendiriliyor.
Üretim Kapasitesi Yetersiz
JASSM üretimi geçmişte yavaşlatılmış ve temel versiyonunun üretimi yaklaşık 10 yıl önce sona ermişti. Mevcut üretici Lockheed Martin, 2026 yılı için yaklaşık 396 adet JASSM-ER üretim planlarken, kapasitenin maksimum 860 adet/yıl seviyesine çıkarılabileceği öngörülüyor. Ancak mevcut tüketim hızında, kullanılan mühimmatın yerine konulması yıllar alabilir. Bu durum, özellikle Güney Çin Denizi gibi potansiyel yüksek yoğunluklu çatışma senaryoları için ABD’nin hazırlık seviyesini sorgulanır hale getiriyor.
AGM-158 JASSM-ER Seyir Füzesi
AGM-158 JASSM-ER, 900 ila 1.000 kilometreyi aşan menzili sayesinde hedefleri güvenli mesafelerden vurabilen, düşük radar görünürlüğüne sahip bir seyir füzesidir. Yaklaşık 450 kilogram ağırlığında sığınak delici harp başlığı taşıyan bu sistem, GPS ve ataletsel navigasyon (INS) ile hedefe yönelirken, terminal safhada görüntüleyici kızılötesi arayıcı (IIR) başlığı ile yüksek hassasiyetli vuruş kabiliyeti sunmaktadır. Subsonik hızlarda seyreden füze, alçak irtifada araziyi takip ederek uçuş gerçekleştirmekte ve bu sayede düşman hava savunma sistemlerinden kaçınma kabiliyeti kazanmaktadır. Bu özellikleriyle JASSM-ER, yoğun hava savunma şemsiyesi altındaki stratejik hedeflere karşı güvenli mesafeden taarruz konseptinin en kritik unsurlarından biri olarak öne çıkmaktadır.




