COP31 İklim Terminolojisi Rehberi: 103 Terim ile Ekonomik İklim Dili

SKD Türkiye, COP31 öncesi 103 terim içeren İklim Terminolojisi Rehberi’ni yayımladı. İklim dilini ekonomik meselelerle birleştiriyor.

İş Dünyası ve Sürdürülebilir Kalkınma Derneği (SKD Türkiye), COP31 öncesinde önemli bir adım atarak 24 Temmuz 2026 tarihinde İklim Terminolojisi Rehberi’ni yayımladı. Hem Türkçe hem de İngilizce olarak hazırlanan bu çalışma, iklim müzakereleri, emisyon yönetimi, finansman, raporlama ve sistem dönüşümü gibi alanlardaki kavramları tek bir kaynakta topluyor. Rehberin ilk taslakları, Boğaziçi Üniversitesi Fizik Bölümü Öğretim Üyesi ve İklimBU Direktörü Prof. Dr. M. Levent Kurnaz’ın katkılarıyla şekillendi.

Artık iklim terminolojisi, yalnızca müzakere heyetlerinin değil, aynı zamanda iş dünyasının da diline girmiş durumda. Karbon maliyeti, emisyon kapsamları, geçiş planları ve sürdürülebilirlik raporlaması gibi kavramlar, şirketlerin ihracat, finansmana erişim, yatırım ve tedarik zinciri kararlarını doğrudan etkiliyor.

Rehber, sürdürülebilirlik ve iklim yöneticileri, ihracat ve tedarik zinciri ekipleri, finans ve yatırımcı ilişkileri birimleri, kurumsal iletişim profesyonelleri ile yönetim kurulu üyeleri için önemli bir kaynak olmayı hedefliyor. Özellikle Avrupa Birliği’ne ihracat yapan ve CBAM kapsamında ürün üreten şirketler için bu kavramların ölçüm yöntemleri ve yasal karşılıkları büyük önem taşıyor.

İklim Terminolojisi Rehberi, 103 terimi sekiz tematik bölümde sunarken, 41 kısaltmayı dokuzuncu bölüm olarak içeriyor. NDC, BTR, ETF, GST, CBAM, ISSB, TCFD, TNFD ve GHG Protocol gibi iklim politikası ve kurumsal raporlamada sıkça kullanılan kısaltmalar, Türkçe karşılıklarıyla açıklanıyor.

Bu çalışmanın amacı, kavramların yalnızca anlamını vermek değil, aynı zamanda şirketlerin bu dili ihracat, finansman, yatırım, tedarik zinciri ve kurumsal raporlama süreçlerinde tutarlı bir şekilde kullanmalarına yardımcı olmaktır. Rehber, bir mevzuat veya teknik standart olmaktan çok, karar öncesinde başvuru kaynağı olarak işlev görüyor.

Rehberde COP Süreci ve Müzakere Terminolojisi, Küresel İklim Rejimi, Azaltım, Uyum ve Dirençlilik, İklim Finansmanı ve Piyasa Mekanizmaları, Yönetişim ve Raporlama, Türkiye’ye Özgü COP31 Perspektifi ve Stratejik Analiz, Modelleme ve Sistem Dönüşümü gibi başlıklar altında çeşitli terimler yer alıyor. Kısaltmalar Listesi ise çalışmanın dokuzuncu bölümünü oluşturuyor.

SKD Türkiye, 193 iş dünyası üyesi ile bu çalışmayı, şirketlerin iklim hedeflerini, dönüşüm uygulamalarını ve sürdürülebilirlik performanslarını uluslararası terminoloji ile daha tutarlı bir şekilde ifade etmelerine yardımcı olacak bir kaynak olarak konumlandırıyor. Rehberin çevrimiçi sürümü ücretsiz olarak erişime sunulurken, içerik PDF formatında da indirilebiliyor.

SKD Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Ediz Günsel, kavramların doğru anlaşılmasının sağlıklı karar alma, güvenilir raporlama ve etkili iş birlikleri açısından kritik bir gereklilik olduğunu vurguluyor. Günsel, rehberin farklı paydaşlar arasında ortak bir iletişim zeminini oluşturmayı ve iş dünyasının küresel iklim gündemini daha etkin bir şekilde takip etmesini sağlamayı amaçladığını belirtiyor.

Rehberin dikkat çekici özelliklerinden biri, hukuki veya teknik çerçevelerde yerleşik hale gelmiş terimlerle yorumlayıcı kavramları bir arada sunmasıdır. NDC, BTR, Geliştirilmiş Şeffaflık Çerçevesi, Paris Anlaşması Madde 6, Kapsam 1, 2 ve 3 emisyonları ile CBAM gibi kavramlar, belirli uluslararası anlaşmalara ve düzenlemelere dayanmaktadır.

Öte yandan, Bölgesel Enerji Dönüşüm Merkezi, Bölgesel İklim Diplomasisi, Geçiş İçin Karma Finansman, İklim ve Rekabet İlişkisi gibi ifadeler, SKD Türkiye’nin stratejik veya analitik çerçeveleri olarak işaretlenmektedir. Bu notlar, söz konusu ifadelerin resmi terimler olmadığını ortaya koymaktadır.

Bu ayrım, şirketler açısından son derece önemlidir. Bir kavramın stratejik anlatımda yararlı olması, düzenleyici raporlamada veya yatırımcı açıklamalarında otomatik olarak standart kabul edildiği anlamına gelmez. Kurumsal iletişimde rehberden yararlanırken, bağlayıcı yükümlülükler için ilgili mevzuat ve standart kuruluşlarının güncel metinlerine başvurulması gerekmektedir.

COP31, 9-20 Kasım 2026 tarihlerinde Antalya EXPO Center’da gerçekleştirilecek. Türkiye, bu önemli konferansa ve Dünya Liderleri Zirvesi’ne ev sahipliği yapacak ve COP31 Eylem Gündemi’nin sorumluluğunu üstlenecek. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, COP31 Başkan Adayı olarak atanmış durumda. Başkanın, COP31 oturumlarının başlangıcında taraflarca seçilmesi bekleniyor.

COP31’in yönetişim modeli, klasik ev sahibi ülke anlatısından farklı bir yapı sergiliyor. Türkiye-Avustralya ortaklık düzenlemesine göre, COP31 Başkanı, Avustralya temsilcisini Müzakereler Başkanı olarak görevlendirecek ve bu temsilci müzakereler konusunda münhasır yetkiye sahip olacak. Avustralya İklim Değişikliği ve Enerji Bakanı Chris Bowen bu görevi üstlenirken, Türkiye COP31 başkanlığını, ev sahipliğini ve Eylem Gündemi sorumluluğunu üstlenecek. Ortaklık metni, iki tarafın birbirine danışmasını ve görüş ayrılıklarını karşılıklı mutabakatla çözmesini öngörüyor.

Bu nedenle, COP31 terminolojisinde “ev sahibi”, “COP31 Başkanı” ve “Müzakereler Başkanı” ifadelerinin birbirinin yerine kullanılmaması gerekiyor. Ortak dil ihtiyacının en somut örneklerinden biri, COP31’in bu yeni görev paylaşımı modelidir.

Rehberdeki kavramların kurumsal etkisi, karbon sınır maliyeti, emisyon hesaplama sınırı, sürdürülebilirlik açıklamaları ve ülkelerin iklim hedeflerini izleme sistemi gibi dört alanda belirginleşiyor.

Avrupa Birliği’nin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması, 1 Ocak 2026’da kesin uygulama dönemine girmiştir. Bu düzenleme, çimento, demir-çelik, alüminyum, gübre, elektrik ve hidrojen sektörlerindeki belirli ürünleri kapsamaktadır. CBAM yükümlülükleri hukuken AB’deki ithalatçılara veya dolaylı gümrük temsilcilerine aittir, ancak gömülü emisyon verisinin sağlanması Türkiye’deki üreticiler için somut bir ticari uyum ve pazar erişimi meselesidir.

GHG Protocol’e göre Kapsam 1 doğrudan emisyonları, Kapsam 2 satın alınan enerjiden kaynaklanan dolaylı emisyonları ve Kapsam 3 ise değer zincirindeki diğer dolaylı emisyonları ifade etmektedir. Rehber, Kapsam 4 veya önlenen emisyonların henüz resmi bir standart olmadığını ve GHG Protocol kapsamı dışında kaldığını belirtmektedir. Bu ayrım, şirketlerin emisyon hesapları ile olumlu iklim katkısı iddialarını birbirinden ayırmaları açısından önemlidir.

Rehber, iklim geçiş riski ve senaryo analizinde TCFD’yi kaynak gösterirken, TCFD Ekim 2023’te görevini tamamlamış ve izleme görevi IFRS Vakfı’na devredilmiştir. TCFD önerileri kullanılmaya devam etse de güncel kurumsal raporlama çerçevesi ISSB’nin IFRS S1 ve IFRS S2 standartları üzerinden ilerlemektedir; rehber bu geçişi kısaltmalar bölümünde açıklamaktadır.

Ulusal Katkı Beyanı, ülkelerin iklim hedeflerini ortaya koyarken, İki Yıllık Şeffaflık Raporu ilerlemeyi, emisyon envanterini ve verilen veya alınan desteği düzenli olarak raporlamaktadır. NDC’ler beş yılda bir sunulurken, BTR’ler Geliştirilmiş Şeffaflık Çerçevesi altında iki yılda bir hazırlanır. Hedef ile performansı ayırmak, COP31’in “taahhütten uygulamaya” geçiş iddiasını ölçebilmek için gereklidir.

SKD Türkiye’nin rehberi, iklim müzakerelerinin ve kurumsal raporlamanın giderek karmaşıklaşan dilini Türkçe konuşan iş dünyası için erişilebilir hale getiriyor. Türkçe ve İngilizce karşılıkların yan yana verilmesi, özellikle uluslararası rapor hazırlayan, Avrupa Birliği’ne ihracat yapan veya küresel finansman arayan şirketler açısından pratik bir başlangıç noktası sunmaktadır.

Ancak rehberde kaynaklar çoğunlukla kurum adı düzeyinde gösteriliyor; her maddede dayanak belgenin tam adı, sürümü, tarihi ve doğrudan bağlantısı yer almıyor. İklim mevzuatı ve raporlama standartları hızla değiştiği için karar veya açıklama öncesinde UNFCCC, Avrupa Komisyonu, IFRS Vakfı, GHG Protocol ya da ilgili düzenleyicinin güncel birincil metnine dönülmesi gerekiyor.

Asıl eşik de burada bulunuyor. Ortak terminoloji, şirketlerin aynı konuyu konuşmasını sağlayabilir; ancak gerçek dönüşüm için hedeflerin yatırım bütçelerine, tedarikçi koşullarına, emisyon azaltım planlarına ve doğrulanabilir performans göstergelerine bağlanması gerekmektedir. Yeşil Haber’in daha önce CDP Türkiye verileri üzerinden ele aldığı raporlamadan uygulamaya geçiş açığı, terminolojinin neden hedef değil altyapı olduğunu gösteriyor.

COP31 öncesinde şirketlerin en büyük ihtiyacı ortak bir terminoloji mi, düzenlemelere uyum kapasitesi mi, yoksa açıklanan hedefleri yatırıma dönüştürecek finansman ve uygulama planları mı? Görüşlerinizi yorumlarda paylaşın.

COP31 öncesi gerçek iklim liderliği: Raporlamadan uygulamaya

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu