ABD’ye Tekstil İhracatında Önemli Artış Gerçekleşti

ABD’ye yapılan tekstil ihracatı, 2023’ün ilk dört ayında önemli bir artış gösterdi. Türkiye, bu pazarda büyüme potansiyelini artırıyor.

Türkiye, tekstil sektöründe dünya genelinde hem büyük üreticilerden biri hem de önemli bir ihracatçı konumundadır. 2023 yılının ilk dört ayında ABD’ye yapılan tekstil ihracatında dikkat çekici bir artış yaşandı. Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) verilerine göre, bu süreçte ABD’ye yapılan ihracat yüzde 27,5 artarak 202 milyon dolara ulaştı. İstanbul Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları (İTHİB) ise bu rakamın yüzde 16,6 artışla 274 milyon dolara çıktığını bildirdi.

Bu artış, tekstil sektörünü elektrik-elektronik sektörünün ardından en fazla ihracat artışı sağlayan ikinci sektör haline getirdi. Nisan ayında ise ABD’ye yapılan ihracat, TİM verilerine göre yüzde 50’nin üzerinde bir artış gösterirken, İTHİB verileri bu artışın yüzde 40,3 olduğunu ortaya koydu. İlk dört ayın sonuçlarına göre ABD, İtalya’nın ardından Türkiye’nin en çok tekstil ihracatı gerçekleştirdiği ikinci ülke konumuna yükseldi. Geçen yıl aynı dönemde ise ABD, İtalya, Mısır ve İspanya’nın ardından dördüncü sıradaydı. Son yıllarda ABD’ye yönelik tekstil ihracatında dalgalı bir seyir gözlemlenmesine rağmen genel olarak yukarı yönlü bir trend dikkat çekiyor.

İTHİB verilerine göre, 2020 yılında ABD’ye yapılan tekstil ihracatı 628 milyon dolar seviyesindeyken, 2021’de bu rakam 840 milyon dolara, 2022’de ise 865 milyon dolara yükseldi. 2023 yılında küresel talepteki zayıflama ile birlikte bu rakam 724 milyon dolara geriledi. Ancak 2024’te 779 milyon dolara, 2025’te ise 792 milyon dolara çıkması bekleniyor. 2026 yılının ilk dört ayında kaydedilen 274 milyon dolarlık ihracat, yılın geri kalanında benzer bir performans sergilenmesi durumunda ABD pazarında güçlü bir büyüme potansiyeline işaret ediyor.

ABD Pazarında Yeni Fırsatlar

İTHİB Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Şişman, ABD pazarında son dönemde yaşanan ivmenin arkasında birkaç temel faktör olduğunu belirtti. Küresel tedarik zincirindeki kırılmaların, alıcıları daha güvenli ve yakın coğrafyalara yönlendirdiğini ifade eden Şişman, Türkiye’nin güçlü üretim altyapısı ve hızlı teslimat kabiliyeti ile ABD gibi büyük bir pazarda alternatif tedarikçi olarak daha fazla tercih edilmeye başlandığını vurguladı. Özellikle teknik tekstil, dokuma kumaş ve iplik gibi ürün gruplarında önemli artışlar gözlemlendiğini belirtti.

2026 yılı Ocak-Nisan döneminde ABD’ye 274 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirdiklerini ifade eden Şişman, bu dönemde ABD’ye tekstil ihracatlarının yüzde 17 oranında arttığını ve ABD’nin en fazla ihracat yapılan ülkeler arasında birinciliği zorlayan bir konuma geldiğini belirtti. Dokuma kumaş ve teknik tekstil gibi alanlarda kaydedilen yüksek oranlı büyümenin, bu artışın yalnızca miktar değil, nitelik açısından da güçlendiğini gösterdiğini söyledi. Şişman, bu durumun sektörün dönüşüm sürecinin somut bir yansıması olduğunu kaydetti. Ancak bu artışın geçici mi yoksa kalıcı mı olduğu sorusuna yanıt verirken, kalıcılığın atılacak stratejik adımlara bağlı olduğunu belirtti.

İthalat Vergileri ve Türkiye’nin Avantajları

ABD’ye yapılan tekstil ihracatındaki artış, Türkiye’ye uygulanan vergilere rağmen gerçekleşiyor. ABD’nin Türkiye tekstil sektörüne yönelik güncel vergi yapısı oldukça karmaşık bir görünüm sergiliyor. 2026 yılı itibarıyla Türkiye’den ithal edilen ürünlere uygulanan ortalama efektif gümrük vergisi yaklaşık yüzde 17 seviyesine yükselmiş durumda. Tekstil ve hazır giyim gibi kategoriler ise daha yüksek tarifelere tabi. Sektörde uygulanan baz vergiler genelde yüzde 10 civarındayken, ürün türüne göre bu oran yüzde 20-30 bandına kadar çıkabiliyor. Sonuç olarak Türk tekstil ihracatçısı, ABD pazarında ortalama bir üründe çift haneli, bazı kalemlerde ise yüzde 30’a yaklaşan bir vergi yükü ile karşı karşıya kalıyor. Bu durum, artan hammadde ve enerji maliyetleriyle birleşerek sektörün kâr marjlarını ciddi biçimde baskılıyor.

Öte yandan, ABD’nin tekstil ve hammaddeleri ithalatı 2025 yılında daralma eğilimine girmesine rağmen Türkiye’den yaptığı ithalat artış göstermeye devam ediyor. Ülke bazında bakıldığında, Çin yüzde 30,6 payla liderliğini sürdürse de ABD’nin Çin’den ithalatı yüzde 24’ün üzerinde geriledi. Türkiye ise yüzde 3,2 payla 8. sırada yer alırken, ABD’nin Türkiye’den ithalatı geçen yıl 1,5 artış gösterdi. ABD’nin en büyük ithalat kalemi olan teknik tekstilde ithalat 15 milyar dolara gerilerken, Türkiye’nin bu alandaki ihracatı yüzde 11,1 artarak 286 milyon dolara ulaştı.

Rekabet Avantajları ve Riskler

ABD pazarı, sunduğu fırsatların yanı sıra önemli riskleri de barındırıyor. Şişman, ABD’nin Uzak Doğu Asya ülkelerine olan bağımlılığını azaltma eğilimi ve tedarik zincirini çeşitlendirme ihtiyacının Türkiye için önemli bir fırsat sunduğunu belirtti. Türkiye’nin hızlı, esnek ve kaliteli üretim kabiliyeti ile öne çıktığını vurgulayan Şişman, ABD’de özellikle teknik tekstil ve fonksiyonel ürün gruplarına yönelik artan bir talep olduğunu kaydetti. Bu alanların, Türkiye’nin yatırım yaptığı ve rekabet avantajı oluşturabileceği segmentler arasında yer aldığını ifade etti. Ancak maliyet baskısı, kur dengesi ve düşük maliyetli üretici ülkelerin rekabeti gibi risklerin de göz önünde bulundurulması gerektiğini söyledi. Ayrıca, ticaret politikaları ve olası korumacılık adımlarının da dikkatle izlenmesi gereken konular arasında yer aldığını vurguladı. Dolayısıyla ABD pazarında kalıcı bir başarı için yalnızca maliyetle değil; katma değer, hız ve güvenilirlik ekseninde rekabet edilmesi gerektiğini belirtti.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu