İran Krizi: ABD’nin Ortadoğu’daki Etkisi Azalıyor

İran savaşı, ABD’nin Ortadoğu’daki konumunu zayıflatıyor. Tahran’ın hamleleri, bölgedeki dengeleri alt üst ediyor.

İran savaşının gelişimi ne yönde olursa olsun, ABD’nin Ortadoğu’daki varlığı ve etkisi artık eski gücünde olmayacak. İran’ın Amerikan üslerine yönelik saldırıları, bu üslerin yeniden inşasını hem mali hem de siyasi açıdan zorlaştırıyor.

ABD’nin İran’daki rejimi devirmek amacıyla Kürt unsurları bir “kara gücü” olarak kullanma çabası, Türkiye’deki mevcut fay hatlarını tetikleyebilecek kadar ciddi bir durum.

Tahran yönetiminin Hürmüz Boğazı’nı, Çin ve Rusya dışında kalan gemilere kapatması, Trump yönetimini zor bir duruma sokmuş durumda.

İran savaşı, Ukrayna’daki çatışmanın bir benzeri olarak ABD’nin yıpranmasına yol açabilir. Ukrayna’da Rusya’nın zayıflatılması söz konusuydu; şimdi ise ABD’nin İran üzerinden yıprandığı görülüyor.

Ne Ukrayna ne de İran için savaşın sonunda bir “zafer” mümkün görünmüyor. Her iki rejim de varlıkları için savaşıyor. Ancak savaşın sonunda kalmayı başarabilseler bile, büyük ölçüde zayıflamış ve topraklarının bazı kısımlarında hakimiyetlerini kaybetmiş olacaklar.

Trump’ın Zor Durumu

ABD açısından İran meselesi, “kendi kazdığı kuyuya düşmek” durumuna benzemeye başladı. İran’ın beklenmedik direnişi, Washington’un Arap ülkeleri nezdindeki koruyucu imajını zedeledi.

Durum net; Trump yönetimi, “İsrail’i korumak” amacıyla dünyanın en büyük uçak gemisi Ford’u Hayfa açıklarına demirledi. İsrail, İran’dan gelecek füze saldırılarına karşı korunurken, Arap ülkeleri ise savunmasız kaldı. İran savaşının birkaç gün içinde yarattığı tahribat, Körfez Arap ülkelerini düşündürüyor. Eğer korunmayacaksak, neden topraklarımızı Amerikan üslerine açtık? Bu sorunun yanıtı, hem ABD yönetimi hem de Arap ülkeleri için oldukça zor.

İran savaşının sonucu ne olursa olsun, ABD’nin Ortadoğu’daki konumu ve varlığı artık eski gibi olmayacak. İran’ın vurduğu Amerikan üslerini yeniden inşa etmek, hem mali hem de siyasi açıdan oldukça güç. Amerikan halkına bu üslerin gerekliliğini açıklamak ve Arap ülkelerinden toprak istemek de zor bir süreç olacak.

Bahreyn’de yaşananlar, bu durumun ilk örneği olarak karşımıza çıkıyor. Amerikalı gazeteciler, İran’ın Bahreyn’deki Amerikan üslerini vurmasının ardından, Bahreynlilerin sokaklarda kutlama yaptığını bildiriyor. Bahreyn’deki durum o kadar kritik ki, Körfez İşbirliği Konseyi’ne bağlı Yarımada Kalkanı Gücü, Suudi Arabistan’dan Bahreyn’e girerek İran yanlısı göstericilere karşı güvenlik güçlerine destek vermeye başladı.

Hürmüz Boğazı’nın Kapatılması

Tahran yönetiminin Hürmüz Boğazı’nı, Çin ve Rusya bandıralı gemiler dışında kalan tüm ticari gemilere kapatması, Trump yönetimini zor bir duruma soktu. Ticari gemilerin bu bölgede seyahat etmesi, sigorta maliyetleri nedeniyle oldukça pahalı hale geldi ve uluslararası şirketler Hürmüz Boğazı’ndan çekilme kararı almaya başladı. Trump ise Amerikan gemilerinin gerekirse bölgedeki ticari gemilere eskortluk yapacağını açıklamak zorunda kaldı.

Kürt Unsurları ve Askeri Güç İhtiyacı

Trump yönetimi, İran’daki Molla rejimini değiştirmek için bir kara gücüne ihtiyaç duyduğunu anladı. Ancak bu askeri güç, ne İsrail’de mevcut ne de Trump, Amerikan halkına verdiği “Amerikan askerinin ayağı toprağa değmeyecek” sözünü bozmak istiyor. Bu durumda, bölgedeki Kürt nüfusuna başvurmak tek çare gibi görünüyor.

ABD yönetimi, Iraklı Kürt liderler Talabani ve Barzani’yi, İran’daki Kürt grupların liderleriyle iletişime geçmeleri için bizzat Trump’ın aradığını bildiriyor. CIA, İsrail’in de yardımıyla, bölgedeki Kürt grupları silahlandırmaya çalışıyor.

Kürtler ise Amerikalılara “bize güvence verin” diyor. Daha birkaç hafta önce ABD’nin Suriye’deki Kürtlere verdiği güvencelerin bir anda kaybolduğu unutulmuş gibi görünüyor.

İsrail’in Lübnan Operasyonları

ABD, Kürtleri örgütlemek için çabalarken, İsrail de harekete geçti. Beyrut’un güney mahalleleri, İsrail tarafından hava saldırısına uğradı. Başbakan Netanyahu, İsrail ordusuna Lübnan’a olası bir kara operasyonu için yetki verdi. İlk birlikler Lübnan’a girmeye başladı. İsrail, Lübnan’ı işgal ederken, Hizbullah’ın dayandığı Şii kabilelerini de kendi yanına çekmeyi başardı. Baalbeek ve Hermel’deki Şii kabileler, Lübnan ordusunun yanında olduklarını açıkladı. Bu durum, Hizbullah’ın en büyük insan kaynağından yoksun kalmasına neden olabilir.

Türkiye’nin Zor Günleri

İran savaşı uzadıkça Türkiye’nin durumu da pek çok açıdan zorlaşıyor. Türkiye, şu ana kadar savaşa dahil olmaktan kaçındı, ancak bunu sürdürmek giderek zorlaşıyor.

Özellikle İsrail’in istihbari faaliyetlerine dikkat etmek gerekiyor. Savaşın başından bu yana, İsrail’in Arap topraklarında “İranlılar yaptı” süsü vererek birçok operasyon gerçekleştirdiği uluslararası basında yer aldı. Türkiye’nin de benzer bir istihbarat operasyonu ile çatışmaya çekilme ihtimali her zaman mevcut.

Bir diğer önemli konu, ABD’nin İran’daki rejimi devirmek için Kürt unsurlarını kullanma çabası. Bu durum, Türkiye’deki mevcut istikrarı bozabilecek kadar ciddi bir gelişme.

Olası bir göç meselesi, Türkiye açısından dikkatle izlenmesi gereken bir diğer durum. Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen’in Cumhurbaşkanı Erdoğan ile yaptığı görüşmede bu konuyu gündeme getirmesi dikkat çekici. Avrupa, olası bir göç dalgasıyla karşılaşmamak için Türkiye’yi “tampon ülke” haline getirmeye çalışıyor.

Son olarak, İran savaşının uzaması, petrol fiyatlarının artmasına ve Türkiye’deki enflasyonun tetiklenmesine yol açacak. İran’daki yolsuzluk ve liyakatsizlik üzerine kurulu sistemin halkı nasıl fakirleştirdiği gözler önüne serildi. Ekonomik istikrar, ülkenin geleceği için kritik bir öneme sahip. Türkiye’nin buna göre hareket etmesi gerekiyor.

Ülke olarak, dikkatli adımlar atmamız gereken bir dönemden geçiyoruz. Herkesin, adımlarını somut gerçeklere dayanarak atması büyük önem taşıyor.

Trump’ın Müttefikleri Yalnız Bırakıyor

“Herkes ektiğini biçer” sözü, Trump için adeta bir gerçek haline geldi. Göreve geldiğinden bu yana Avrupalı müttefiklerini zor durumda bırakan Trump, şimdi bunun sonuçlarıyla yüzleşiyor. İspanya, hava ve deniz sahasını İran’a giden uçak ve gemilere kapatırken, Kanada Başbakanı Mark Carney, ABD’nin İran operasyonunu “yasadışı” olarak nitelendiren açıklamalar yaptı. Carney, “ABD ve İsrail, ne BM ile ne de müttefikleriyle danışarak hareket ediyorlar” diyerek mevcut savaşın “uluslararası düzenin çöküşü” anlamına geldiğini belirtti. Trump’ın en iyi anlaştığı liderlerden İtalya Başbakanı Meloni bile ABD’ye destek vermekte isteksiz. İngiltere, Kıbrıs’taki askeri üssü İran tarafından vurulmuş olmasına rağmen Trump’ın yanında durmaya hevesli değil. Sadece Fransa ve Almanya yönetimleri ABD/İsrail’in yanında durma eğiliminde, ancak bu henüz fiili destek aşamasına geçmedi.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu