Jeotermal Enerji, Enerji Bağımsızlığımızın Temel Taşı
Jeotermal enerji, Türkiye’nin enerji bağımsızlığı ve 2053 hedefleri için kritik bir rol oynuyor.
Ortadoğu’daki gelişmelerin enerji güvenliğini tehdit ettiğini belirten Jeotermal Enerji Derneği (JED) Başkanı Ali Kındap, Türkiye’nin 2053 yılına kadar net sıfır emisyon hedefine ulaşabilmesi için jeotermal enerji kurulu gücünü 10 bin MW/e seviyesine çıkarması gerektiğini ifade etti.
Türkiye’nin doğalgaza olan bağımlılığının %97 seviyesinde olduğunu ve elektrik üretiminde doğalgazın payının %20 civarında bulunduğunu hatırlatan Kındap, ithal kömür ile birlikte bu bağımlılığın toplamda elektrik üretiminin üçte birine denk geldiğini vurguladı. Son dönemde Ortadoğu’da yaşanan olayların, enerji güvenliğinin ülkeler için ne denli hayati bir mesele haline geldiğini gösterdiğini belirtti. Bu bağlamda, Türkiye’nin yenilenebilir enerji kaynaklarına yönelmesi ve ithal enerji kaynaklarına olan bağımlılığını azaltması gerektiğini dile getirdi.
Jeotermal enerjinin, diğer yenilenebilir kaynaklar arasında baz yük sağlayan tek enerji kaynağı olduğunu belirten Kındap, sektördeki firmaların, Türkiye’ye daha fazla katma değer sunmak için sorumluluk almaya hazır olduklarını kaydetti. Jeotermalin enerji çeşitliliği, arz güvenliği ve temiz enerji dönüşümündeki rolünün dünya genelinde kabul gördüğünü ifade eden Kındap, Avrupa Birliği ülkelerinde jeotermal enerjinin konut ısıtması gibi alanlarda hızla yaygınlaştığını belirtti.
Bu ülkelerdeki jeotermal kaynak verimliliğinin Türkiye ile kıyaslanamayacak kadar düşük olduğunu vurgulayan Kındap, Avrupa Birliği’ne üye ülkelerde 43 bin megavat yeni jeotermal kapasite geliştirilme potansiyeli bulunduğunu aktardı. Uluslararası Enerji Ajansı ve enerji alanındaki düşünce kuruluşlarının, bu kapasitenin hayata geçirilmesi durumunda jeotermal enerjinin, AB’de kömür ve gazdan üretilen elektriğin yaklaşık %42’sini ikame edebileceğini gösterdiğini söyledi.
Türkiye’nin, Avrupa’nın tamamından daha fazla jeotermal kaynak potansiyeline sahip olduğunu belirten Kındap, bu kaynakların değerlendirilmeden kalmasının ülkenin kalkınmasına katkı sağlamadığını ifade etti. İthal enerji kaynaklarından uzaklaşmanın ve temiz enerji dönüşümünde jeotermalin üstleneceği rolün, enerji güvenliği ve iklim hedefleri açısından stratejik bir öneme sahip olduğunu vurguladı.
Türkiye’de şu anda enerji üretimi, seracılık, konut ısıtması ve termal turizm gibi alanlarda 20 bin Megavat/termal seviyesinde jeotermal kullanım olduğunu hatırlatan Kındap, bu seviyenin mevcut potansiyelin sadece üçte birine denk geldiğini söyledi. Kındap, jeotermal kaynaklı elektrik üretiminin 1760 MWe seviyesinden üç kat artışla 5 bin MWe’a çıkarılabileceğini, jeotermal ile ısınan konut sayısının 170 binden 1 milyona, jeotermal sera alanının ise 7 bin dönümden 100 bin dönüme çıkarılabileceğini belirtti.
Jeotermal enerjideki kurulu güç artışını yalnızca sayısal bir büyüme olarak değil, çevresel sürdürülebilirlik açısından da önemli bir adım olarak değerlendirdiklerini ifade eden Kındap, Türkiye’nin 2053 Net Sıfır hedeflerine ulaşabilmesi için jeotermal enerji üretim kapasitesini yaklaşık beş kat artırarak 10 bin MW/e seviyesine çıkarması gerektiğini vurguladı.




