Yapay Zekâ Yatırımları ve Savaş: Ekonomik Kriz Kapıda
Yapay zekâ yatırımları, savaş ve enerji kriziyle birleşince küresel ekonomiyi tehdit ediyor. Kriz senaryoları artıyor.
Küresel ekonomi, yapay zekâ yatırımlarına giderek daha fazla bağımlı hale gelirken, savaşlar, enerji krizleri ve zayıf tedarik zincirleri bu durumu tehdit eden unsurlar arasında yer alıyor. Artan maliyetler ve finansal riskler, yapay zekâ kaynaklı bir krizin tüm ekonomiyi etkileyebileceğini gösteriyor.
The Atlantic dergisinde yayımlanan bir analiz, yapay zekâya olan bağımlılığın giderek arttığını ortaya koyuyor. Ancak bu yapay zekâ patlaması, çoklu kriz koşulları için tasarlanmamıştı. Teknolojiye ve destekleyici altyapıya trilyonlarca dolarlık yatırımlar yapılıyor. 2025 yılının sonlarına doğru ABD’deki ekonomik büyümenin neredeyse tamamı yapay zekâ yatırımlarından kaynaklanıyor. Bu durum, ideal koşullarda bile riskli kabul edilirken, mevcut şartlar bu riskleri daha da artırıyor.
Yapay zekâ tedarik zinciri, çipler, veri merkezleri ve enerji altyapısı gibi unsurlar üzerinden sınırlı sayıda bölgeye bağımlı. Özellikle Orta Doğu, bu sistemin kritik bir bileşeni konumunda. İran’daki savaş, bu yapıyı ciddi şekilde sarsmış durumda. Hürmüz Boğazı’ndaki aksaklıklar, küresel enerji arzında büyük bir şok ihtimalini artırıyor. Bu durum, yapay zekâ yatırımlarının yavaşlamasına ve sektörde finansal baskının artmasına yol açabilir.
Son bir yıl içinde analistler, yapay zekâda bir “balon” oluştuğu konusunda uyarılarda bulunuyor. Hızla büyüyen yatırımlar, henüz sürdürülebilir bir iş modeline dönüşmemiş durumda, bu da riskleri artırıyor. Eğer büyüme yavaşlarsa veya teknoloji beklentileri karşılayamazsa, bu balonun patlaması ve finansal sistemde zincirleme etkiler yaratması muhtemel görünüyor.
Yapay zekâ modellerinin eğitimi için gerekli olan ileri düzey çipler, büyük ölçüde Güney Kore ve Tayvan’daki birkaç şirket tarafından üretiliyor. Bu ülkeler, enerji ihtiyaçlarının büyük bir kısmını Basra Körfezi’nden karşılıyor. Ayrıca çip üretimi için gerekli helyum, sülfür ve brom gibi kritik girdiler de bu bölgeden sağlanıyor. Bu durum, savaşın etkisini doğrudan teknoloji üretimine bağlıyor.
İran’daki savaş nedeniyle Hürmüz Boğazı büyük ölçüde kapanmış durumda. Bu durum, dünya doğal gaz ihracatının yaklaşık beşte birini ve ham petrol ihracatının üçte birini etkiliyor. Sadece bir ay içinde Brent petrol fiyatı yüzde 40 artarken, LNG fiyatları Avrupa ve Asya’da hızla yükseldi. Helyum fiyatları da iki katına çıktı.
Enerji fiyatlarındaki artış, veri merkezlerinin hem kurulumu hem de işletme maliyetlerini artırıyor. Daha pahalı çipler ve artan enerji giderleri, bu yatırımların kârlılığını zayıflatıyor. Yeterli çip tedarik edilememesi durumunda yeni veri merkezlerinin kurulumu durabilir veya mevcut tesisler atıl kalabilir.
Büyük teknoloji şirketleri, Microsoft, Google, Meta ve Amazon gibi, yapay zekâ yatırımları için yüz milyarlarca dolarlık harcamalar yapıyor. Bu yatırımların finansmanı için şirketler yüksek miktarda borçlanmaya giderken, özel sermaye fonları ve finans kuruluşları da bu borçlara önemli ölçüde maruz kalmış durumda. Yıl başından bu yana Google, Meta, Microsoft, Amazon, Nvidia ve Oracle gibi büyük teknoloji şirketleri, yüzde 8 ile 27 arasında değer kaybı yaşadı. Aynı dönemde veri merkezi yatırımları için kullanılan borç miktarı da hızla arttı.
Yapay zekâ şirketlerinin gelir modeli de sorgulanıyor. Bu şirketler, kullanıcılarından “token” bazlı ücret alıyor. Ancak teknolojinin gelişmesiyle birlikte bu maliyetlerin hızla düşmesi, gelirlerin de baskı altında kalmasına yol açıyor. Bu durum, veri merkezlerinin ürettiği değerin zamanla azalmasına neden oluyor.
Veri merkezleri, yüksek enerji tüketimi ve büyük fiziksel yapıları nedeniyle güvenlik açısından da risk altında. İran’ın bazı veri merkezlerini hedef aldığı saldırılar, bu riskleri somut hale getirdi. Ayrıca Orta Doğu’daki yatırımcıların finansal gücünün zayıflaması, sektöre akan sermayeyi de azaltabilir.
Enerji fiyatlarının yüksek kalması, yatırımcı fonlarının azalması ve şirketlerin borçlarını çevirmekte zorlanması durumunda, teknoloji değerlemelerinde sert düşüşler görülebilir. Bu süreç, finansal piyasalardan reel ekonomiye kadar geniş bir alanda etkili olabilir. Bazı senaryolarda veri merkezi yatırımlarının daha kontrollü bir şekilde yavaşlaması, büyük bir krizi önleyebilir. Ancak mevcut büyüme hızının sürdürülebilir olmadığına dair güçlü işaretler bulunuyor.
Yapay zekâ sektörü, hızlı büyüme uğruna tedarik güvenliği, enerji bağımsızlığı ve finansal sürdürülebilirlik gibi unsurları geri plana attı. Bu nedenle, sistemin küçük şoklara karşı bile oldukça kırılgan olduğu ve olası bir aksaklığın geniş çaplı ekonomik sonuçlar doğurabileceği değerlendiriliyor.




