Avrupa’da Elektrik, Gazla Rekabet Ediyor: Güçlü Politika İhtiyacı

Düşük sıcaklıklı endüstriyel ısıtma uygulamalarında elektrik, fosil gazdan daha avantajlı hale geliyor. Güçlü politikalar şart.

Agora Industry ve Agora Energiewende tarafından yapılan yeni bir analiz, Avrupa’da endüstriyel ısıtmanın elektrifikasyonunun, birçok uygulamada fosil gazdan daha ekonomik hale geldiğini ortaya koydu. Özellikle düşük ve orta sıcaklıkta gerçekleştirilen proseslerde büyük bir dönüşüm potansiyeli bulunduğu belirtilirken, bu potansiyelin hayata geçmesi için güçlü ve tutarlı bir politika çerçevesinin gerekliliği vurgulanıyor.

Avrupa Birliği’nin önümüzdeki aylarda açıklaması beklenen Elektrifikasyon Eylem Planı öncesinde kamuoyuna sunulan rapor, güvenilir karbon fiyatlandırması, düşük elektrik vergileri ve hedefli yatırım destekleri olmadan sanayide geniş ölçekli elektrifikasyonun hız kazanmasının zor olacağını ifade ediyor.

80 santigrat derecenin altındaki düşük sıcaklıklı proseslerde, endüstriyel ısı pompaları gibi olgun teknolojilerin, elektrik fiyatları gazdan 4-5 kat yüksek olsa bile ekonomik olarak uygulanabilir olduğu kaydedildi. Orta sıcaklıktaki uygulamalarda ise elektrik-gaz fiyat oranının, mevcut perakende gaz fiyatlarının üç katının altına inmesi gerektiği belirtiliyor. Bu koşulun sağlanabilmesi için yenilenebilir enerji kapasitesinin hızla artırılması, anlamlı bir karbon fiyatı ve düşük elektrik vergileri kritik öneme sahip.

Agora Industry Direktörü Julia Metz, düşük sıcaklıklı proses ısısında gazdan elektrifikasyona geçişin Avrupa imalat sanayisi için hızlı bir kazanım sunduğunu belirterek, şirketlerin maliyetlerini düşürürken karbon ayak izlerini de azaltabileceğini ifade etti. Metz, yaklaşan Elektrifikasyon Eylem Planı’nın endüstriyel ısıyı önceliklendirmesi gerektiğini vurguladı.

Çalışma, Almanya, İtalya ve Polonya için 2025-2050 dönemini kapsayan senaryo modellemesi ile doğrudan elektrifikasyonu, hidrojen, biyometan ve diğer düşük karbonlu alternatiflerle karşılaştırdı. Her üç ülkede de doğrudan elektrifikasyon, yüksek verimlilik sayesinde emisyonları ve birincil enerji tüketimini en fazla azaltan seçenek olarak öne çıkıyor. Isı pompalarının mümkün olan yerlerde kullanılması ve perakende elektrik fiyatlarının gaz fiyatlarının üç katının altında kalması durumunda, endüstriyel ısı üretim maliyetlerinde yaklaşık yüzde 20’ye varan bir düşüş sağlanabileceği hesaplandı.

Hidrojenin emisyon azaltımının daha geç dönemde ve daha yüksek maliyetle gerçekleşeceği, biyometan ve biyokütle çözümlerinin ise maliyet ve kaynak bulunabilirliği açısından kısıtlarla karşılaştığı ifade ediliyor. Proses ısısı, Avrupa’da endüstriyel nihai enerji tüketiminin yaklaşık yarısını ve sanayi kaynaklı emisyonların dörtte üçünü oluşturuyor. Mevcut yakıt kullanımının yaklaşık yüzde 60’ı, günümüzde mevcut teknolojilerle elektrikle karşılanabilirken, 2035’e kadar devreye girmesi beklenen teknolojilerle bu oranın yüzde 90’a kadar çıkabileceği öngörülüyor.

Gıda ve içecek, kağıt hamuru ve kağıt ile tekstil sektörleri, düşük ve orta sıcaklıktaki ısı talebinin neredeyse tamamını elektrikle karşılayabilecek potansiyele sahip. Kimya sektöründe de önemli bir pay söz konusu. Bugün 165°C’ye kadar, 2035’e kadar ise potansiyel olarak 300°C’ye kadar ısı sağlayabilen endüstriyel ısı pompaları yüksek verimlilik sunarken; elektrikli kazanlar 500°C’ye kadar buhar üretimi için esnek bir çözüm sağlıyor.

Agora Energiewende Avrupa Eş Direktörü Emeline Spire, ithal fosil yakıtların yerli yenilenebilir elektrikle ikame edilmesinin Avrupa’nın temiz teknoloji üretim tabanını güçlendireceğini ve yatırım güvenliği için güvenilir karbon fiyatlandırmasının kritik olduğunu belirtti.

Almanya’da karbon fiyatlandırmasının elektriği gazla rekabetçi hale getirmesi durumunda, düşük ve orta sıcaklıktaki proses ısısında 2045’e kadar iklim nötrlüğünün mümkün olduğu öngörülüyor. İtalya’da ise ön yatırım destekleri sayesinde 2030’ların ortalarına kadar maliyet açısından rekabetçi bir elektrifikasyon sağlanabileceği belirtiliyor. 2025-2050 döneminde özellikle gıda ve tekstil sektörlerinde 2,3 milyar avroya varan kümülatif tasarruf ve yüzde 85’e kadar elektrifikasyon potansiyeli öngörülüyor. Polonya’da kömür bazlı eski ekipmanların yüksek verimli ısı pompalarıyla değiştirilmesi sayesinde, karbon yoğun bir şebekede dahi emisyon azaltımının mümkün olduğu ifade ediliyor.

Agora’nın önerdiği politika çerçevesi; elektrik üzerindeki vergi yükünün azaltılması, güvenilir AB karbon fiyatlandırması, yenilenebilir enerjinin hızla yaygınlaştırılması ve geçici-yönlendirici yatırım desteklerini içeriyor. Karbon fark sözleşmeleri, AB İnovasyon Fonu ve kurulması planlanan Endüstriyel Karbonsuzlaştırma Bankası gibi araçların özellikle 80°C üzerindeki uygulamalarda ölçeklenmeyi hızlandırabileceği belirtiliyor. Ayrıca, planlama ve izin süreçlerinin hızlandırılması, şebeke reformlarıyla esnek endüstriyel yüklerin ödüllendirilmesi ve elektrifikasyonun şebeke planlamasına entegre edilmesi gerektiği vurgulanıyor. Ulusal temiz ısı stratejileriyle desteklenen gösterge niteliğinde elektrifikasyon ve fosil gazdan çıkış hedeflerinin yatırım görünürlüğünü artıracağı ifade ediliyor.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu