Emtia Piyasalarında Enerji Riski ve Faiz Endişeleri Artıyor
Emtia piyasalarında enerji arzı endişeleri ve faiz beklentileri öne çıkıyor. Yatırımcılar ABD istihdam verilerini bekliyor.
Bu hafta emtia piyasalarında, Orta Doğu’daki enerji arzı ile ilgili endişeler, küresel enflasyona dair kaygılar ve büyük merkez bankalarının faiz politikalarına yönelik beklentiler belirleyici oldu. Orta Doğu’daki gerilimlerin kısa sürede sona ereceğine dair umutların azalmasıyla birlikte, piyasalarda karışık bir seyir gözlemlendi. Yatırımcılar, önümüzdeki hafta açıklanacak olan ABD tarım dışı istihdam verisine odaklandı.
ABD ve İran arasındaki çatışmalara dair çelişkili mesajlar, risk algısını artırırken, petrol fiyatlarındaki artış bu hafta yavaşladı ancak küresel enflasyon endişeleri devam etti. Para piyasalarındaki gelişmelerin de dikkatle izlendiği bu süreçte, ABD Merkez Bankası (Fed) ve diğer büyük merkez bankalarının faiz politikalarına dair beklentilerde belirgin değişiklikler yaşandı. Daha önceki “güvercin” beklentilerin yerini “şahin” öngörüler aldı.
Analistler, savaşın küresel piyasalarda dalgalanmalara yol açtığını ve enerji fiyatlarındaki artışın merkez bankalarının faiz indirim alanını daralttığını ifade etti. Chicago Fed Başkanı Austan Goolsbee, enflasyonun şu anda daha büyük bir risk oluşturduğunu ve işsizlik oranının istikrarlı kalması nedeniyle Fed’in önceliğinin fiyat baskılarını izlemek olduğunu belirtti. Fed Başkan Yardımcısı Philip Jefferson ise yüksek enerji fiyatlarının enflasyonu artırabileceğini ve tüketici ile işletme harcamalarını olumsuz etkileyebileceğini vurguladı.
Fed Yönetim Kurulu Üyesi Michael Barr, Orta Doğu’daki çatışmaların yarattığı riskler nedeniyle faizlerin bir süre daha sabit tutulması gerektiğine dikkat çekti. Makroekonomik verilere bakıldığında, ABD’de imalat sanayi PMI’nın mart ayında 52,4’e yükselirken, hizmet sektörü PMI’nın 51,1’e ve bileşik PMI’nın 51,4’e gerileyerek 11 ayın en düşük seviyesine indiği görüldü. Mart ayında tüketici güveninin de üç ayın en düşük seviyesine gerilemesi, artan enerji maliyetlerinin hane halkı beklentilerini olumsuz etkilediğini gösteriyor.
Bu gelişmelerin ardından ABD’nin 10 yıllık tahvil faizi yüzde 4,45’e çıkarak son 8 ayın en yüksek seviyesine ulaşırken, dolar endeksi de yüzde 0,5 artışla 100,2 seviyesine yükseldi. Değerli metaller ise bu hafta, güvenli liman talebinin tamamen ortadan kalkmaması ve doların güçlü seyri ile uzun süre yüksek kalabileceği beklenen faizler nedeniyle dalgalı bir seyir izledi. Hafta içinde dalgalı bir seyir izleyen altının ons fiyatı, sert düşüşler yaşasa da haftanın son işlem gününde gelen tepki alımlarıyla kayıplarını bir kısmını telafi ederek haftayı yatay bir seyirle tamamladı.
Ancak piyasalardaki genel görünüm, enerji fiyatlarındaki artışın enflasyonist baskıları artırabileceği ve bunun da merkez bankalarının faiz indirimleri konusunda daha temkinli hareket etmesine yol açabileceği yönünde şekillendi. Altının ons fiyatı, hafta içinde en yüksek 4.601,74 doları, en düşük 4.099,52 doları görerek haftayı 4.493,54 dolarda tamamladı. Gümüşün ons fiyatı da altına paralel bir seyir izleyerek, hafta içinde en yüksek 74,56 doları, en düşük 61 doları görüp haftayı 69,72 dolarda kapattı. Analistler, değerli metallerde fiyatlamaların jeopolitik riskler, enflasyon ve faiz beklentileri tarafından belirlendiğini, bu nedenle yön arayışında ABD istihdam verileri ile Fed yetkililerinin açıklamalarının izleneceğini belirtti.
Tahvil piyasalarında süregelen satış baskısı da değerli metaller üzerinde ek bir baskı oluşturdu. Bu gelişmelerle birlikte değerli metallerde ons bazında fiyatlar, gümüşte yüzde 2,7 artarken, platinde yüzde 3,4 ve paladyumda yüzde 1,9 geriledi. Altın ise haftayı yatay bir seyirle tamamladı. Baz metallerde ise fiyatlamaların ana eksenini maliyet baskıları, enerji fiyatlarındaki dalgalanma ve sanayi üretiminin görünümüne dair endişeler oluşturdu. Enerji şokunun enerji yoğun sektörlerde üretim maliyetlerini artırdığı ve bunun da sanayi metalleri üzerinde dolaylı bir baskı yarattığı gözlemlendi. Özellikle petrol ve gaz fiyatlarındaki artış, üretim ve taşımacılık giderleri üzerinden metal fiyatlamalarını etkiledi.
Analistler, baz metallerde son haftadaki yükselişi güçlü küresel talep işaretinden ziyade maliyet yönlü ve arz zinciri kaynaklı bir fiyatlama olarak değerlendirdi. Bu hafta tezgah üstü piyasada, bakırda fiyatlar yüzde 3,1, nikelde yüzde 1,8, çinkoda yüzde 1,4 ve alüminyumda yüzde 2,8 artarken, kurşun yatay seyretti. Enerji grubunda ise arz risklerinin öne çıkmasına rağmen negatif bir seyir izlendi. ABD/İsrail ve İran kaynaklı çatışmaların etkisiyle Hürmüz Boğazı çevresinde artan gerilim, petrol piyasasında risk priminin yüksek kalmasına neden oldu. Hafta içinde arz endişeleri fiyatları desteklese de kar satışları ve çatışmanın daha geniş bir alana yayılmayabileceğine dair beklentilerin ardından Brent petrol haftayı düşüşle tamamladı.
Analistler, enerji piyasasındaki seyrin Hürmüz Boğazı’ndaki geçişlerin normalleşip normalleşmeyeceğine ve çatışmanın enerji altyapısına sıçrayıp sıçramayacağına bağlı olacağını ifade etti. Haftalık bazda Brent petrolün varil fiyatı yüzde 1,4, New York Ticaret Borsası’nda işlem gören doğal gazın İngiliz termal birimi (MMBtu) cinsinden fiyatı da yüzde 2,3 geriledi. Tarım emtia piyasalarında ise haftayı tamamlayan süreçte, ABD’deki biyoyakıt politikalarına dair beklentiler, haftalık ihracat verileri, hava koşulları ve enerji maliyetleri fiyatlamalarda etkili oldu. Bu gelişmelerle birlikte Chicago Ticaret Borsası’nda buğday fiyatları yüzde 1,8 artarken, soya fasulyesinde yüzde 0,2, mısırda yüzde 0,8 ve pirinçte yüzde 0,1 gerileme görüldü.
ABD’de Intercontinental Exchange’te libre bazında fiyatlar şekerde yüzde 0,3 ve pamukta yüzde 3,2 artarken, kahve fiyatları yüzde 2,8 düşüş gösterdi. Kakaonun ton başına fiyatı da haftayı yüzde 2,9 kayıpla tamamladı.




