ABD’den AB’ye Misilleme Tehdidi: Silah Tedarikinde Kriz

ABD yönetimi, AB’nin silah tedarikinde yerli üreticilere öncelik vermesi durumunda misilleme yapma tehdidinde bulundu.

ABD’de Donald Trump yönetimi, Avrupa Birliği’nin kıtayı yeniden silahlandırma çabaları çerçevesinde yerli silah üreticilerine öncelik vermesi durumunda Avrupa ülkelerine karşı misilleme yapma tehdidinde bulundu. ABD Savunma Bakanlığı, Amerikan silah üreticilerinin Avrupa pazarına erişimini kısıtlayacak adımların karşılıklı bir yanıtı tetikleyeceği konusunda uyarıda bulundu.

ABD yönetimi, daha önce kamuoyuna yansımamış olan görüşlerini, Avrupa Komisyonu tarafından başlatılan istişare sürecine sunduğu katkı metninde dile getirdi. Bu süreçte, Avrupa silah tedarik kuralları hakkında hükümetler ve sektör temsilcilerinden geri bildirim talep edildi.

Savunma Bakanlığı, metinde “Amerika Birleşik Devletleri, Direktif’te ABD sanayisinin AB üyesi devletlerin ulusal savunma tedariklerini destekleme veya bunlara başka şekilde katılma kabiliyetini sınırlayacak herhangi bir değişikliğe güçlü bir şekilde karşı çıkmaktadır.” ifadelerine yer verdi.

Metinde ayrıca, “Avrupa’nın en büyük savunma şirketleri Amerika Birleşik Devletleri pazarına erişimden büyük ölçüde faydalanmaya devam ederken, Amerikan şirketlerini piyasadan dışlayan korumacı ve dışlayıcı politikalar yanlış bir hareket tarzıdır.” denildi.

Avrupa’nın Tedarik Planı

Son yıllarda Avrupa Komisyonu, Rusya ile olası bir çatışmaya hazırlık amacıyla blok envanterlerinde ve tedarik sözleşmelerinde Avrupa menşeli silahların payını artırmaya yönelik adımlar atıyor. Avrupa ülkeleri, uzun yıllar boyunca F-35 savaş uçakları, HIMARS sistemleri ve Patriot hava savunma sistemleri gibi geniş bir yelpazede Amerikan askeri teçhizatına bağımlı hale geldi. Blok tarafından ithal edilen silahların yaklaşık üçte ikisi ABD’den temin ediliyor.

Komisyonun daha geniş kapsamlı “Avrupa’dan Satın Al” sanayi girişimi çerçevesinde, 2009 tarihli tedarik direktifinin güncellenmesi bekleniyor. Yeni metnin yerli üreticileri kayıran bağlayıcı kurallar içerip içermeyeceği ise henüz netlik kazanmadı.

Avrupa Birliği, mevcut durumda 150 milyar avroluk SAFE programı ve Ukrayna’nın Kiev ile üzerinde anlaştığı 90 milyar avroluk kredi kapsamında yerel şirketlere öncelik veriyor. AB fonları, askeri teçhizat tedarikinde ancak ekipmanın değerinin en az yüzde 65’inin Avrupa’dan temin edilmesi koşuluyla kullanılabiliyor.

Karşı Hamle Sinyali

Pentagon, katkı metninde gelecekteki tedarik mevzuatına güçlü bir “Avrupa’dan Satın Al” maddesinin dahil edilmesi durumunda bunun misilleme ile karşılanacağını bildirdi. ABD Savunma Bakanlığı, “Avrupa tercihine yönelik önlemler üye devletlerin ulusal tedarik yasalarına uygulanırsa, Amerika Birleşik Devletleri, bu karşılıklı Savunma Tedarik Anlaşmaları kapsamında sağlanan veya bunlarla bağlantılı olarak yapılan ‘Buy American’ yasalarına ilişkin mevcut tüm genel muafiyetleri ve istisnaları muhtemelen gözden geçirecektir.” ifadelerini kullandı.

AB’ye üye 27 başkentin yaklaşık 19’u, Avrupa şirketlerinin bazı Pentagon ihalelerine katılmasına olanak tanıyan bu tür anlaşmaları Washington ile imzaladı. ABD yönetimi, “Bundan sonra, herhangi bir gelecekteki istisna, sözleşme bazında değerlendirilecek ve yalnızca NATO’nun birlikte çalışabilirlik ve standardizasyon gerekliliklerini desteklemek için gerekli görüldüğünde sağlanacaktır.” vurgusunda bulundu.

Pentagon, ağırlıklı olarak Amerikan şirketlerinden tedarik gerçekleştirirken, İtalya merkezli Leonardo ve İsveç merkezli Saab gibi Avrupa firmaları da ABD’ye satış yapıyor.

Dönüm Noktası Mesajı

ABD yönetimi, ulusal tedarikte bir “Avrupa’dan Satın Al” maddesinin başkentlerin hareket alanını kısıtlayacağını, NATO’yu zayıflatacağını ve Avrupa ülkelerinin geçen yıl üzerinde anlaştığı ittifak kabiliyet hedeflerine ulaşma yeteneğini riske atacağını savundu. Ayrıca bunun, geçen yaz imzalanan ABD-AB ticaret anlaşması kapsamında daha fazla Amerikan silahı tedarik etme taahhüdüyle çelişeceğini belirtti.

Trump yönetimi, metinde “Avrupa tercihine ilişkin ifadeler AB programlarında halihazırda yer almaktadır; ancak bunun Direktif’e dahil edilmesi, bireysel üye devletlerin egemen ulusal bütçeleri üzerinde etkisi bakımından bir dönüm noktası olacaktır.” ifadelerine yer verdi.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu