Kur Politikası ve Enflasyon: Dr. İnanç Sözer’in Değerlendirmeleri

Dr. İnanç Sözer, kur politikasının esnekliğinin önemine dikkat çekerek enflasyonla mücadeledeki zorlukları ele aldı.

ŞEBNEM TURHAN

Türkiye ekonomisi, savaşların ve iç siyasi gerilimlerin etkisiyle döviz talebinin artması gibi zorluklarla karşı karşıya. EMCAP Advisory Yönetici Ortağı Dr. İnanç Sözer, 2023 yılından bu yana uygulanan sıkı para politikasının, kurun tek yönlü yükselişine neden olduğunu ifade etti. Sözer, “Eğer başlangıçta daha esnek bir kur politikası benimsenebilseydi, zaman zaman kurun aşağı yönlü hareket etmesine izin verilseydi, günümüzde fiyatlama davranışları çok daha sağlıklı olabilirdi” dedi.

Dolar/TL için yapılan tahminlerin çoğunun yükseliş yönünde olduğunu belirten Sözer, Merkez Bankası’nın piyasaya kurun gerektiğinde düşebileceğini göstermesi gerektiğini vurguladı. Bu durumun fiyatlama davranışlarını düzeltmek açısından büyük önem taşıdığını ifade etti.

TL DEĞER KAYBEDİYOR

Sözer, Türkiye’nin yüksek borçluluk sorununun olmadığını, ancak yüksek faiz ve enflasyonla mücadele ettiğini belirtti. Türkiye’nin enflasyonunun yüksek seviyelerden bugünkü noktalarına geldiğini ve bunun güçlü bir baz etkisi yarattığını kaydetti. Türk lirasının son altı yıllık reel performansına bakıldığında, hâlâ eski seviyelerine ulaşamadığını ifade eden Sözer, Türk lirasının bugün bile yaklaşık yüzde 10 oranında değersiz sayılabileceğini vurguladı.

BAZ ETKİSİ FAYDA SAĞLAYACAK

Yıllık bazda TL’nin sepet kura, dolar ve Euro’ya karşı yaklaşık yüzde 20 değer kaybettiğini söyleyen Sözer, bu durumun devam edeceğini öngördü. Küçük gibi görünen kur ve enflasyon hareketlerinin Türkiye ekonomisi için büyük sonuçlar doğurabileceğini belirtti. Eğer küresel durgunluk ve deflasyon senaryoları gerçekleşirse, Türkiye’de faiz indirimleri gündeme gelebilir. Bu durumun ekonomik dengeleri bozmayacağını, çünkü Türkiye’nin mevcut faiz oranlarının zaten yüksek olduğunu ifade etti.

MEVCUT POLİTİKA SÜRMELİ

Sözer, mevcut sıkı para politikalarının en az altı ay daha sürdürülmesi gerektiğini düşündüğünü belirtti. Enflasyonun sadece kur, enerji veya gıda fiyatları üzerinden açıklanamayacağını, fiyatlama davranışlarındaki bozulmanın en önemli neden olduğunu vurguladı. Bu nedenle, fiyat belirleyen kesimlerin maliyet artışlarını görerek kâr marjlarını aşağı çekmesi gerektiğini ifade etti.

ESNEK KUR POLİTİKASI GEREKİYOR

Sözer, kurun sürekli tek yönlü yükselişine izin verilmesinin yanlış bir tercih olduğunu belirterek, Merkez Bankası’nın kurun gerektiğinde düşebileceğini göstermesi gerektiğini ifade etti. Bu güvenin sağlanması durumunda ekonomik kararların daha rasyonel hale geleceğini vurguladı.

YERLİ TASARRUFLAR ÖNEMLİ

Dr. Sözer, Türkiye’nin yabancı yatırımcıya ihtiyacının likidite sağlamak olmadığını, kur üzerindeki baskının asıl nedeninin yerli tasarruf sahiplerinin davranışları olduğunu belirtti. Türkiye’deki tasarruf havuzunun yaklaşık 400 milyar dolara ulaştığını ve bu birikimlerin korunmasının önemli olduğunu ifade etti. Tasarruf sahiplerinin dövize yönelmesini engellemenin, yabancı yatırımcının davranışını takip etmekten daha önemli olduğunu vurguladı.

YERLİ CARRY TRADE DAHA BÜYÜK

Sözer, yerli tasarruf sahiplerinin yaptığı carry trade’in yabancı yatırımcınınkinden daha büyük olduğunu belirtti. Yüksek faizli Türk lirası mevduatında kalan vatandaşların gelecekte daha fazla döviz satın alma imkânı elde etmeye çalıştığını ifade etti. Bu nedenle, kur üzerindeki stresin ilk reaksiyonunu yerli yatırımcıların vereceğini kaydetti.

ACI REÇETENİN ÜÇTE BİRİ İÇİLDİ

Enflasyonla mücadele kapsamında uygulanan sıkı para politikasında 3 yıl geride kaldı. Sözer, Türkiye’de 2020 sonrası yaşananların olaylara bakış açısını değiştirdiğini belirtti. Türkiye’deki gelir dağılımının mevcut yapısını kabul etmek gerektiğini ifade eden Sözer, uygulanan programın acı reçetenin yalnızca üçte biri kadar olduğunu vurguladı.

TARİHİ BİR DÖNEMDEYİZ

Sözer, Türkiye’deki tasarruf sahibi sayısının 12 milyona, yoksul sayısının ise 35 milyona ulaştığını belirterek, bu durumun Türkiye ekonomisinin yapısının değiştiğini gösterdiğini ifade etti. Ekonominin durmamasının sebeplerinden birinin tasarruf sahibi kesim olduğunu, ancak yoksul nüfusun artışının ciddi bir sorun olduğunu vurguladı.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu