Transka için hurda teşvik belgesi imzalandı

Transka Tanker için düzenlenen hurda teşvik belgesi, sektörde yeterlik tanımlarının güncellenmesi çağrısıyla imzalandı.

Denizcilik Genel Müdürlüğü, “Milli Deniz Ticaret Filosu’nu gençleştirme” hedefi doğrultusunda yeni bir kimyasal tanker için hurda teşvik belgesi düzenlendiğini açıkladı. Bu belgenin Transka Tanker için hazırlandığı ve imzanın Denizcilik Genel Müdürü Ünal Baylan ile Akbaşoğlu Holding Genel Müdürü Kemal Akbaşoğlu tarafından atıldığı belirtildi.

Hurda teşviki, Türk bayraklı gemilerin hurdaya ayrılması durumunda yeni gemi inşasını destekleyen bir mekanizma olarak tanımlanıyor. Bu uygulama, “Teşvik Uygunluk Belgesi” ile ilerliyor ve yeni geminin belirli süre ve koşullarla tamamlanarak sicile tescil edilmesini öngörüyor. Ayrıca, yeni geminin Türkiye’de inşa edilmesi ve yerli katkı oranının en az %50 olması gerektiği vurgulanıyor. Bu durum, filo gençleşme hedefinin yanı sıra yerli gemi inşa ekosistemine de katkıda bulunmayı amaçlıyor.

Son yıllarda hurda teşviki mevzuatı birkaç kez güncellenmiş durumda. Örneğin, Teşvik Uygunluk Belgesi sonrasında yeni gemi inşa sözleşmesinin ibraz süresi 4 aydan 7 aya çıkarıldı. Ayrıca, üst GT sınırının 25.000 GT’den 50.000 GT’ye yükseltilmesi gibi değişiklikler de sektördeki duyurularla paylaşılmıştır. 2026 yılı başında IMEAK Deniz Ticaret Odası, hurda teşviki uygulamasına dair sektör görüşlerini toplamak amacıyla bir anket gerçekleştirdi. Bu, sahadan veri toplayarak yeniden tasarım yapma niyetinin bir göstergesi olarak değerlendirilebilir, ancak anketin tek başına mevzuat oluşturmadığı da unutulmamalıdır.

Hurda teşviki söyleminin arkasında iki ana sebep yatıyor: filonun yaşlanması ve çevresel dönüşüm ihtiyacı. Abdulkadir Uraloğlu, filonun büyüklüğü ve yaşı hakkında yaptığı açıklamalarda ortalama gemi yaşının 21,4 olduğunu ve teşvikle inşa edilecek gemilerin çevre dostu enerji hedeflediğini vurgulamıştır.

Sosyal medyada, teşvik haberiyle birlikte yeterlik tanımları konusunda da tartışmalar başladı. Şahin Aktürk, gemiadamları ve kılavuz kaptan düzenlemelerinde yeterlilik tanımlarının uluslararası standartlarla uyumlu hale getirilmesi gerektiğini savunarak “Sınırlı Kaptan” için 1500-3000 GT aralığını önerdi. Bu tür yorumlar, sosyal medya platformlarında sıkça görülüyor; denizdeki seyir planı netken, sosyal medya dinamikleri sürekli değişiyor.

Mevcut Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı düzenlemelerine göre, kaptan ve güverte zabitleri için yeterlik şartları geminin GT aralığına göre ayrı ayrı belirleniyor. 500 GT’den küçük gemiler için yeterlik şartları, 500 GT (dahil) ile 3000 GT (hariç) arası ve 3000 GT ve üzeri için farklılık gösteriyor. Bu düzenleme, idarenin belirli gerekçelerle GT ve kW değerlerinde değişiklik yapabilmesine olanak tanıyor. “Sınırlı kaptan” yeterliği ise ayrı bir yeterlik derecesi olarak kabul ediliyor ve şartları ayrıca düzenlenmiş durumda.

Önerilen 1500-3000 GT aralığı, mevcut yönetmelikteki GT eşik mantığını etkileyecek bir durum. Bugün 500-3000 GT aralığı varken, “Sınırlı Kaptan” için önerilen aralık, 500-1500 bandını kimin yöneteceği sorusunu gündeme getiriyor. Bu bandın boş bırakılması mümkün değil; eğer doldurulursa eğitim, sınav ve deniz hizmeti konularında yeniden bir yapılandırma yapılması gerekecek. Ayrıca, “Sınırlı” kavramının güvenlik açısından da sorgulanmasına yol açacak bir durum. 1500-3000 GT aralığı, artık küçük gemi pratikliği sınırının ötesine geçiyor ve sefer emniyeti ile acil durum yönetimi açısından daha karmaşık bir yapı gerektiriyor. Bu tür bir genişletme, sadece sektörün önünü açmakla kalmayıp, aynı zamanda kaza verileri, personel arzı, eğitim altyapısı ve denetim kapasitesi ile de gerekçelendirilmelidir. Aksi takdirde, mevzuatta iyi niyetli bir kolaylaştırma gibi başlayan bir değişim, sahada risk transferine dönüşebilir.

Uzmanlar, bu talebin anlaşılır olduğunu, ancak karşılığının net etki analizi olmadan verilmesi durumunda sonuçlarının ağır olabileceğini belirtiyorlar. Hurda teşviki uygulaması, filonun yenilenmesi ve çevreci dönüşüm açısından tutarlı bir devlet politikası olarak değerlendiriliyor ve verilen belge de bu politikanın bir devamı niteliğinde. Ancak, gemiadamı yeterlik tanımlarının sürekli olarak sahadaki ihtiyaçlara göre tartışılması da kaçınılmaz. Gemi modernleşirken, insan kaynağı mevzuatının sabit kalması durumunda sistemin sürdürülebilirliği tehlikeye girebilir. İdarenin, GT eşiklerini değiştirmeden önce donatım, eğitim ve denetim konularını birlikte ele alması gerekiyor. Tekliflerin mühendislik ve hukuk diliyle test edilmesi, geleneksel denizcilik disiplinine uygun bir yaklaşım olacaktır.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu