Döviz Dönüşüm Desteği: Ek Gelir Değil, Kur Riskini Yönetmek Gerek

Döviz dönüşüm desteği, ihracatçılar için ek gelir değil, kur riskini yönetme aracı olarak değerlendiriliyor.

HÜSEYİN GÖKÇE/ANKARA

Vergi Uzmanı Deniz Eresen, ihracatçılara sunulan döviz dönüşüm desteği ve bu konudaki değişiklik hazırlıkları hakkında değerlendirmelerde bulundu. Eresen, bu desteğin yalnızca teknik bir uygulama olmadığını, aynı zamanda ihracatçıların finansman ve nakit akışı açısından kritik bir araç olduğunu belirtti. Mevcut durumda yüzde 3 oranında uygulanan döviz dönüşüm desteğinin kapsamının genişletileceği yönündeki açıklamalara dikkat çeken Eresen, bunun ihracatçılar için bir ek gelir kaynağı olmadığını, firmaların döviz kuru riskini de yönetmeleri gerektiğini vurguladı.

Türkiye’nin döviz ihtiyacının arttığı bu dönemde, ihracatçıların ekonomiye katkısının her zamankinden daha önemli olduğunu ifade eden Eresen, “İhracat gelirlerinin yurda kazandırılması ve Türk lirasına dönüşümünü teşvik eden döviz dönüşüm desteği, sadece teknik bir uygulama değil; ihracatçının finansman ve nakit akışı açısından da önemli bir araçtır” dedi. Uygulamanın süresinin uzatılmasının yanı sıra Ticaret Bakanı Ömer Bolat’ın desteğin kapsamını genişletme planının hayata geçirilmesinin sektör için kritik bir gelişme olduğunu belirten Eresen, bu durumun ihracatçılar arasında beklenti yarattığını ifade etti. “Desteğin daha güçlü bir seviyeye taşınacağına dair bir beklenti mevcut. Bu, özellikle kur ile maliyetler arasındaki farkın ihracatçılar üzerindeki baskıyı artırdığı bir dönemde önemli bir gelişme” dedi.

Eresen, iç piyasada maliyetlerle, dış piyasada ise rekabetle mücadele eden ihracatçıların mevcut destekle bir nebze olsun rahatlayabileceğini, ancak bunun rekabet gücünü korumaya yeterli olup olmayacağının belirsiz olduğunu dile getirdi. “Bugün ihracatçılar, sadece dış pazarda müşteri bulmak için değil, aynı zamanda artan işçilik, enerji ve üretim maliyetleri ile yüksek finansman giderleri arasında da denge kurmak zorundalar” diye ekledi.

Döviz dönüşüm desteğinin, yüksek ihracat hacmine sahip şirketler için önemli bir finansal destek olabileceğini, ancak bunun ek gelir olarak değerlendirilmesinin hatalı olacağını belirten Eresen, “Çünkü ihracatçılar dövizlerini TL’ye çevirdikleri anda bilanço üzerindeki kur riskini de yönetmek zorundalar. Hammadde ve ara malı ithal eden, döviz kredisi olan ya da ilerleyen dönemlerde döviz cinsinden ödeme yapacak firmalar için mevcut yüzde 3 destek, gelecekte oluşabilecek kur maliyetleriyle birlikte değerlendirilmelidir. Her ihracatçı, kendi döviz pozisyonuna, nakit akışına ve gelecekteki yükümlülüklerine bakarak karar vermelidir” şeklinde konuştu. Eresen, konunun yalnızca teşvik oranları üzerinden tartışılamayacağını, asıl ihtiyacın öngörülebilir döviz kuru, erişilebilir finansman ve kontrol edilebilir üretim maliyetleri olduğunu sözlerine ekledi.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu