İran, Hürmüz Boğazı’nda İdari Kontrolü Sağladığını Açıkladı
İran, Hürmüz Boğazı’ndaki seyrüsefer serbestisini denetleme kararı aldı. Yeni düzenlemeler ve ilk uygulamalar hakkında detaylar.
İran, Hürmüz Boğazı’ndaki seyrüsefer serbestisini denetleme niyetini duyurarak, bu doğrultuda yeni planlarını hayata geçirdi. Yapılan açıklamaya göre, ‘düşman unsurlar barındırmayan’ gemilerin, İranlı yetkililerle önceden koordinasyon sağlaması ve bazı durumlarda geçiş ücreti ödemesi şartıyla boğazdan geçişine izin verilecek. Ancak, İsrail, ABD ve bu ülkelerle bağlantılı gemilerin geçişleri tamamen yasaklandı.
İran Devrim Muhafızları Ordusu (DMO) Deniz Kuvvetleri, bu yeni yetkiyi ilk kez uygulayarak Basra Körfezi’nden Pakistan’a giden bir konteyner gemisinin geçişini engelledi. 24 Mart’ta, 6.800 DWT’lik konteyner gemisi Selen, Basra Körfezi’nden Umman Körfezi’ne doğru ilerlerken, AIS sinyali üzerinden ‘Pakistan için Gıda’ mesajını yayımladı. Pole Star Global tarafından sağlanan veriler, geminin Keşm Adası yakınlarındaki İran kontrolündeki trafik şeridine yaklaştığını, ancak saat 13:00’te rotasını değiştirerek adanın güneybatı kıyısında demirlediğini gösteriyor. Gemi, gece yarısı itibarıyla hâlâ aynı yerde beklemeye devam ediyordu.
DMO Deniz Kuvvetleri Komutanı, geminin geçişine izin verilmediğini doğruladı. Bu olay, Devrim Muhafızları’nın Hürmüz Boğazı kontrol protokolü çerçevesinde uyguladığı ilk ‘idari ret’ olarak kaydedildi. Önceki müdahalelerde, Devrim Muhafızları yetkisiz gemilere karşı doğrudan güç kullanıyordu.
DMO’dan yapılan açıklamada, ‘Selen adlı konteyner gemisi, yasal protokollere uymadığı ve geçiş izni bulunmadığı için geri çevrilmiştir. Bu su yolunu kullanacak her gemi, İran denizcilik otoriteleriyle tam koordinasyon sağlamak zorundadır’ denildi.
İran’ın Hürmüz Boğazı üzerindeki fiili kontrolü, olası ateşkes müzakerelerinde önemli bir koz haline gelirken, bölgedeki ABD müttefikleri için ‘kabul edilemez’ olarak değerlendiriliyor. Eski Katar Başbakanı Şeyh Hamad bin Casim bin Cabir Al Sani, konuyla ilgili yaptığı açıklamada, ‘Hürmüz Boğazı bir pazarlık kozu ya da baskı aracı değildir. Burası, herhangi bir kısıtlama olmaksızın açık kalması gereken uluslararası bir su yoludur. Tek taraflı kontrol dayatma girişimi, sadece Körfez İşbirliği Konseyi ülkeleri için değil, küresel ekonomi için de doğrudan bir tehdittir’ ifadelerini kullandı.




