Asya’daki şirketlerin Türkiye’ye ilgisi hız kazanıyor
Asya’daki şirketlerin Türkiye’ye ilgisi artarken HSBC Türkiye, ülkenin Avrupa, Orta Doğu ve Asya arasındaki stratejik rolünün güçlendiğini belirtiyor.
HSBC Türkiye Genel Müdürü Burçin Ozan, küresel ticaret rotalarının ve tedarik zincirlerinin yeniden şekillendiği dönemde Türkiye’nin Avrupa, Orta Doğu ve Asya arasındaki stratejik konumunun ülkeye önemli avantaj sağladığını söyledi. Ozan, Asya’daki şirketlerin Türkiye’ye ilgisi kapsamında bu yıl edinilen 51 yeni müşterinin 26’sının Asya’dan, 19’unun ise Çin’den geldiğini belirtti.
1990’dan bu yana Türkiye’de faaliyet gösteren HSBC; Kurumsal ve Yatırım Bankacılığı, Hazine işlemleri, Uluslararası Birikim Yönetimi ve Premier Bankacılık alanlarında hizmet sunuyor. Banka, şirketlerin finansman ihtiyaçlarını yalnızca kredi ürünleriyle sınırlı görmeyerek dış ticaret, nakit yönetimi, ödeme sistemleri, riskten korunma ve sermaye piyasalarına erişimi birlikte ele alıyor.
Ozan, farklı sektörlerde gerçekleştirilen sermaye piyasası işlemleri, sendikasyonlar, ihracat kredi kuruluşu destekli finansmanlar ve işletme sermayesi çözümlerinin bu yaklaşımın örneklerini oluşturduğunu ifade etti. HSBC Türkiye’nin hedefinin, şirketlerin büyüme planlarına ve yatırım kararlarına uluslararası ölçekte destek vermek olduğunu kaydetti.
Türkiye yabancı yatırımcılar için bağlantı noktası oluyor
Türkiye’nin HSBC’nin küresel ağı içinde Avrupa, Orta Doğu ve Asya’yı birbirine bağlayan çok yönlü yapısıyla öne çıktığını belirten Ozan, ülkenin üretim kapasitesi, lojistik altyapısı, nitelikli insan kaynağı ve farklı pazarlara erişim imkânıyla yatırımcılara aynı anda birden fazla alanda değer sunduğunu söyledi.
Bankanın verilerine göre geçen yıl yabancı şirketlerin Türkiye’deki iştirakleri için 52 yeni hesap açıldı. Bu yıl ise şimdiye kadar 51 yeni müşteri kazanıldı. Söz konusu müşterilerin 26’sı Asya ülkelerinden gelirken, Çinli şirketler 19 müşteriyle öne çıktı. Ozan, bu verilerin Asya’daki şirketlerin Türkiye’ye ilgisi açısından dikkat çekici bir tablo ortaya koyduğunu ifade etti.
Uluslararası yatırımcıların kararlarında üretim ve lojistik imkânlarının yanı sıra yatırım ortamı, düzenlemeler, enflasyonun seyri ve küresel ticaret koşullarının da etkili olduğu belirtildi. Yatırımcıların Türkiye’yi bölgesel merkez, alternatif üretim üssü veya farklı pazarlara erişim noktası olarak değerlendirdiği aktarıldı. Jeopolitik riskler ve ticaret politikalarındaki değişimler nedeniyle dayanıklılık ve öngörülebilirlik de yatırım kararlarında daha fazla önem kazanıyor.
Çinli şirketler Türkiye’deki faaliyetlerini genişletiyor
Asya ile Orta Doğu arasındaki ticari bağlantıların güçlenmesi, Türkiye’nin geçiş ve dağıtım merkezi rolünü destekliyor. Limanlar, serbest bölgeler ile kara, deniz ve demir yolu bağlantıları, ülkenin yalnızca transit güzergâh değil, aynı zamanda dağıtım ve yeniden ihracat merkezi olarak değerlendirilmesini sağlıyor.
Otomotiv, gıda, kimya, elektronik, teknoloji, lojistik ve tüketici ürünleri öne çıkan sektörler arasında yer alıyor. Türkiye ile Çin arasındaki ticarette ise Türk şirketlerinin inşaat ve telekomünikasyon altyapısı yatırımları için Çin’den ekipman ve makine tedarikine yöneldiği belirtiliyor. Çinli şirketlerin de Türkiye’de ofis açarak faaliyetlerini artırdığı ifade edildi.
HSBC’nin 50’yi aşkın ülkedeki ağı, Türkiye’deki şirketlerin yeni pazarlara girerken yerel uzmanlık ve uluslararası bankacılık deneyiminden yararlanmasına imkân sağlıyor. Banka, sınır ötesi birleşme ve satın alma işlemleri, ortaklıklar ve tedarik zinciri finansmanı alanlarında müşterilerine destek sunuyor.
Çin koridorunda Sinosure ve Çin İhracat-İthalat Bankası destekli finansman modelleri önem kazanırken, HSBC bu işlemlerde aktif rol üstleniyor. Banka ayrıca Çin’in, Türkiye’deki büyük şirketler açısından giderek daha önemli bir tedarik merkezi hâline geldiğini ve dış ticaret finansmanı çözümleriyle bu süreci desteklediğini belirtiyor.
Yatırımcılar portföylerini çeşitlendirmeye yöneliyor
HSBC Grubu’nun birikim ve varlık yönetimindeki küresel deneyimi, Türkiye’deki yatırım ürünlerine de yansıtılıyor. HSBC Küresel Portföy Yönetimi 18’den fazla ülkede faaliyet gösterirken yaklaşık 876 milyar dolar büyüklüğünde varlık yönetiyor. Türkiye’de yatırım fonları, emeklilik fonları ve yatırım danışmanlığı hizmetleri yerel piyasa bilgisiyle birlikte sunuluyor.
Fon yönetiminde risk bütçeleri, yatırım amacı ve çevresel, sosyal ve yönetişim ilkeleri dikkate alınıyor. Çoklu varlık yönetimi deneyimine sahip fonlar, şubelerin yanı sıra Türkiye Elektronik Fon Alım Satım Platformu üzerinden de yatırımcılara ulaştırılıyor. Küresel piyasalardaki yatırımcıların teknoloji temalı fonlar ve farklı coğrafyalardaki varlıklarla portföylerini çeşitlendirmeye yöneldiği, Türkiye’de ise Türk lirası cinsi ve likit getirili araçların öne çıktığı bildirildi.
Sürdürülebilir finansman ihtiyacı büyüyor
Sürdürülebilirlik, HSBC’nin kurumsal müşterilere sunduğu finansman çözümlerinin temel başlıkları arasında bulunuyor. Avrupa Birliği ile ticaret yapan şirketler açısından Avrupa Yeşil Mutabakatı’na uyum ve düşük karbonlu üretimde rekabet gücünün korunması, finansman ihtiyacını artırıyor.
Bu kapsamda yenilenebilir enerji yatırımlarının yanı sıra üretim verimliliği, temiz teknolojiler ve tedarik zincirlerinin dönüşümü için de farklı finansman modelleri geliştiriliyor. HSBC, ihracat kredi kuruluşu destekli finansman, çok bankalı yapılar, vadeli krediler, sürdürülebilirlik bağlantılı tahviller ve yeşil tahvil çözümleriyle şirketlerin dönüşüm hedeflerine eşlik ediyor.
Temiz enerji, ulaşımın elektrifikasyonu ve yapay zekâdaki gelişmelerin enerji altyapısı, teknoloji, tedarik zincirleri ve ticaret koridorları arasındaki ilişkileri değiştirdiği belirtiliyor. Bu nedenle finansman ihtiyacının tekil projelerden, farklı sektörleri bir araya getiren ve daha geniş ölçekte sermaye mobilizasyonu sağlayan entegre yapılara yöneldiği ifade ediliyor.
Ozan, bankacılık kariyerinin başındaki çalışanlara meraklarını ve öğrenme çevikliklerini korumaları tavsiyesinde bulundu. Teknolojinin, özellikle yapay zekânın, tehditten çok yeni değer yaratma fırsatı olarak görülmesi gerektiğini belirten Ozan; teknik ve finansal yetkinliklerin yanı sıra iletişim, empati ve duygusal zekânın da kariyer gelişiminde önemli olduğunu vurguladı.




