Piyasalarda Bugün: BIST 100’de 13.000 Seviyesi ve Enerji Sorunları
BIST 100 endeksi, 13.000 seviyesini test ederken, enerji fiyatlarındaki artış ve jeopolitik riskler piyasaları etkilemeye devam ediyor.
Dünya genelinde yaşanan jeopolitik gerginlikler, özellikle Orta Doğu’daki çatışmalar, piyasalarda belirsizliğe yol açmaya devam ediyor. ABD’nin İran’a yönelik hava saldırıları ve İran’ın müzakereleri reddettiğine dair açıklamaları, finansal varlıkların değerinde dalgalanmalara neden oldu. Beyaz Saray’ın İran hava sahasında kontrol sağlandığına dair açıklamaları ve Hürmüz Boğazı’ndaki trafik sorunları, sadece askeri değil, aynı zamanda ekonomik kriz risklerini de artırıyor.
Borsa İstanbul’da BIST 100 endeksi, haftanın başında %5,7 oranında bir düşüş yaşadıktan sonra, 12.800 puan seviyesindeki destek noktasından güç alarak yeniden 13.000 seviyesinin üzerine çıktı. Bu seviye, yalnızca bir rakam olmanın ötesinde, 50 günlük hareketli ortalamanın geçtiği kritik bir eşik olarak öne çıkıyor. Analistler, 13.000 seviyesinin üzerinde kalınması durumunda trade amaçlı alımların artabileceğini öngörüyor. Ancak, 13.400 direncinin aşılmaması halinde temkinli bir yaklaşımın sürdürülmesi gerektiği vurgulanıyor. Olası geri çekilmelerde 12.800 puan, yatırımcılar için önemli bir stop-loss noktası olarak değerlendiriliyor. Bankacılık endeksinin %1,3 oranında toparlanması, piyasaya moral katmış olsa da, jeopolitik gelişmelerin her an dengeleri değiştirebileceği unutulmamalıdır.
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) likidite adımları, yurt içindeki para piyasalarını etkisi altına almış durumda. TCMB’nin haftalık repo ihalelerini durdurması, piyasalarda fonlama maliyetlerini artırırken, tahvil faizlerinde de dalgalanmalara yol açtı. Gösterge tahvil faizi %37,86, 10 yıllık tahvil faizi ise %30,77 seviyelerinde dengelendi. ABD tahvil faizlerindeki artış, gelişmekte olan piyasalarda baskıyı artırmaya devam ediyor.
Döviz tarafında, TCMB’nin döviz satım ihaleleri, Dolar/TL kurundaki yükselişi frenleyen en önemli unsur olarak öne çıkıyor. 44,00 seviyesi, psikolojik bir eşik olarak izleniyor. Bu seviyenin aşılması durumunda 44,10 ve üzerindeki dirençler gündeme gelebilirken, 43,90 seviyesi ise güçlü bir destek konumunda. Euro/Dolar paritesinde ise, Fed’in faiz indirim beklentilerinin zayıflaması, pariteyi 1,16 seviyesinin altına çekmiş olsa da, 1,1530 bölgesinden gelen tepki ile yeniden 1,16’nın üzerine çıkmayı başardı.
Enerji fiyatları, savaşın ekonomik etkilerinin en büyük risklerinden biri olarak öne çıkıyor. Hürmüz Boğazı’nın kapalı kalması, Brent petrol fiyatlarını 85 dolara kadar yükselterek son iki yılın zirvesine taşıdı. Bu durum, enerji ithalatçısı olan Türkiye için hem cari açık üzerinde ek yük hem de üretim maliyetleri üzerinden enerji enflasyonu riski anlamına geliyor. Katar’ın LNG üretimini durdurması ve sevkiyat yollarının kapanması, küresel büyüme tahminlerinin aşağı yönlü revize edilmesine yol açıyor. Goldman Sachs gibi büyük finans kuruluşları, enerji fiyatlarındaki her %10’luk kalıcı artışın Avrupa ve İngiltere’nin GSYH’sinden %0,2 silineceğini öngörüyor.
Savaşın başladığı günden itibaren yatırımcıların güvenli limanı altın oldu. Ons altın, Trump’ın sert açıklamaları ve İran’ın askeri hamleleriyle 5.000 dolar seviyesindeki güçlü desteğini koruyor. Jeopolitik risklerin devam etmesi, ons altında 5.250 ve 5.400 dolar dirençlerinin test edilmesine neden olabilir. Yurt içinde ise, ons altındaki hareketlilik ve Dolar/TL’deki yukarı yönlü eğilim, gram altını destekliyor. Gram altın, 7.100 TL seviyelerine kadar geriledikten sonra, yeniden 7.400 ve 7.600 TL dirençlerini hedefliyor. 7.060 TL ise yatırımcılar için ana destek noktası olarak belirlenmiş durumda.
Mevcut piyasa koşullarında, yatırımcıların nakit bulundurmaktan ziyade, risklerin dağıtıldığı bir portföy yönetimi benimsemesi önem kazanıyor. BIST 100’deki dalgalanmalara karşı doğrudan hisse senedi taşımak istemeyen yatırımcılar için tahvil-bono ağırlıklı değişken fonlar, makul bir alternatif sunuyor. Önümüzdeki günlerde ABD’den gelecek tarım dışı istihdam ve işsizlik verileri ile Euro Bölgesi büyüme rakamları, savaşın gölgesinde kalsa da, Fed ve ECB’nin politikalarını belirlemek açısından kritik öneme sahip olacak. Ancak piyasalardaki asıl dikkatin, Hürmüz Boğazı’ndan gelecek herhangi bir haber veya Washington-Tahran hattındaki diplomatik sinyallerde olacağı öngörülüyor.




