Fosil Yakıt Krizinin Türkiye’ye Maliyeti 25 Milyar Doları Geçebilir
Fosil yakıt fiyatlarındaki artış, Türkiye’ye 25 milyar dolara kadar ek maliyet getirebilir. Enerji bağımlılığı ve etkileri incelendi.
İran savaşı ve Hürmüz Boğazı’ndaki kriz, fosil yakıt fiyatlarını önemli ölçüde artırarak Türkiye’ye 9,04 milyar dolarlık ek maliyet yükledi. Eğer bu gerilim yıl sonuna kadar devam ederse, bu rakamın 24,59 milyar dolara kadar çıkması bekleniyor. Gerilimin sona ermesi durumunda bile, Türkiye’nin karşılaşacağı ek maliyetin 14 milyar doları aşması öngörülüyor.
350.org tarafından yapılan yeni bir analiz, bu durumun temel nedenlerini ortaya koyuyor. Analizde, İran savaşı ve Hürmüz Boğazı’ndaki kriz sonrası yükselen petrol ve gaz fiyatlarının Türkiye’ye getirdiği maliyetler detaylandırılıyor. Eğer bölgedeki gerginlik devam ederse, yıl sonuna kadar Türkiye’nin enerji maliyetlerinin 23,36 ila 24,59 milyar dolar arasında olacağı tahmin ediliyor.
Hürmüz Boğazı’ndaki gerilimin azalması halinde bile, yüksek enerji fiyatlarının Türkiye’deki hanelere ve işletmelere 14,05 ila 14,79 milyar dolar arasında ek maliyet getireceği öngörülüyor. 350.org’un analizi, Uluslararası Para Fonu’nun (IMF) 2026 Dünya Ekonomik Görünüm raporundaki petrol ve gaz fiyat senaryoları ile Türkiye’nin enerji tüketim verilerine dayanıyor.
Bu çalışma, dolaylı etkileri kapsamıyor; örneğin, gübre ve gıda fiyatlarındaki artış, ekonomik üretim ve istihdamdaki düşüş gibi faktörler hesaba katılmıyor. Bu nedenle, gerçek ekonomik zararın yalnızca doğrudan maliyetlerden çok daha yüksek olması bekleniyor.
Analizin yayımlandığı dönemde, dünyanın en büyük beş petrol ve gaz şirketinin toplamda 48 milyar dolar kâr açıkladığı dikkat çekiyor. TotalEnergies 6 milyar dolar, Shell 9,8 milyar dolar, Chevron 12,1 milyar dolar, ExxonMobil 14,5 milyar dolar ve BP 5,7 milyar dolar kâr elde etti. Bu şirketler, 2022’den bu yana en yüksek kârlarını elde ettiklerini belirtiyorlar.
Türkiye’nin enerji ihtiyacının büyük bir kısmını ithal fosil yakıtlardan karşılaması, ülkeyi küresel petrol ve gaz fiyatlarındaki dalgalanmalara karşı son derece savunmasız hale getiriyor. 350.org Türkiye temsilcisi Barış Eceçelik, “Türkiye’nin fosil yakıtlara bağımlılığı, dünya genelinde yaşanan jeopolitik krizlerin enerji faturalarına, enflasyona ve yaşam maliyetine yansıması anlamına geliyor.” dedi. Eceçelik, bu durumun kabul edilemez olduğunu vurgulayarak, fosil yakıt şirketlerinin olağanüstü kârlarının adil bir şekilde vergilendirilmesi gerektiğini ifade etti.
Bu hafta, hükümetler Birleşmiş Milletler Uluslararası Vergi İşbirliği Çerçeve Sözleşmesi müzakereleri için New York’ta bir araya gelecek. Bu süreç, çok uluslu şirketlerden daha fazla vergi geliri elde edilmesini sağlamak için tarihi bir fırsat sunuyor. 350.org, BM Vergi Sözleşmesi’nin, iklim krizinin maliyetinin en az katkıda bulunan ülkelerin omuzlarına yıkıldığı adaletsiz küresel sistemi değiştirmek için önemli bir fırsat olduğunu belirtiyor.
Küresel Vergi Adaleti İttifakı ve ortaklarının analizine göre, dünyanın en büyük 100 petrol ve gaz şirketinin kârlarına uygulanacak %20’lik ek bir vergi, 2015 yılından bu yana 1 trilyon ABD dolarından fazla gelir sağlayabilirdi. 350.org, savaşlar, piyasa krizleri ve enerji fiyatı şokları dönemlerinde fosil yakıt şirketlerinin olağanüstü kârlarına güçlü ve kalıcı vergiler uygulanmasını talep ediyor. Ayrıca, çok uluslu şirketleri vergilendirme konusunda Küresel Güney ülkelerine daha fazla yetki verilmesi gerektiğini vurguluyor. Elde edilen kamu gelirlerinin yenilenebilir enerjiye, iklim krizine uyum çalışmalarına ve fosil yakıtlardan hızlı bir geçişin finansmanına yönlendirilmesi gerektiği ifade ediliyor.




