Çiftlik Hayvanı Sayısındaki Artış Doğayı Tehdit Ediyor
Çiftlik hayvanı sayısındaki artış, doğa üzerindeki baskıyı artırıyor ve yaban hayatı tehdit ediyor.
Son yıllarda dünya genelinde çiftlik hayvanı sayısında yaşanan önemli artış, doğal ekosistemler üzerinde ciddi bir baskı oluşturuyor. 2006’dan bu yana yapılan araştırmalar, çiftlik hayvanı sayısının %50 oranında arttığını ve bunun tarım arazileri ile su talebini büyüttüğünü gösteriyor. Bu durum, yaban hayatı ve bitki türleri için tehdit oluşturmakta ve iklim krizini derinleştirmektedir.
Yeni bir çalışma, son 20 yıl içinde dünya genelinde çiftliklerde beslenen memeli ve kümes hayvanı sayısının %50 oranında arttığını ve hayvan yeminin üretiminde kullanılan tarım arazilerinin yaklaşık dörtte bir oranında genişlediğini ortaya koyuyor. Bu artış, doğal ekosistemler üzerinde giderek artan bir baskı yaratmakta ve yaban hayatını tehdit etmektedir.
Artan et talebi, tarım arazilerinin verimliliğinin düştüğü bir döneme denk geliyor. Günümüzde, Kanada büyüklüğünde bir alan toprak bozulmasına uğramış durumda. Bu durum, sulama amacıyla doğal kaynaklardan çekilen suyun %90’ının hayvan yemi üretiminde kullanılması ile daha da kötüleşiyor.
Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) tarafından yayımlanan ve hayvancılığın çevresel etkilerini ele alan raporun üzerinden 20 yıl geçtikten sonra hazırlanan yeni bir rapor, durumun daha da kötüleştiğini gösteriyor. Endüstriyel hayvancılığa karşı kampanyalar yürüten bir sivil toplum kuruluşu olan Stop Financing Factory Farming tarafından yayımlanan bu rapor, FAO’nun önceki bulgularını güncelleyerek eğilimlerin çoğunun olumsuz yönde ilerlediğini ortaya koyuyor.
Son 20 yılda dünya genelinde yaklaşık 33 milyar çiftlik hayvanı sisteme eklenmiş durumda. FAO verilerine göre, 2006 yılında 61,8 milyar olan çiftlik hayvanı sayısı, 2023 yılı itibarıyla 94,9 milyara yükselmiştir. Bu durum, hayvancılıktan kaynaklanan sera gazı emisyonlarının 2001 ile 2023 yılları arasında %20’den fazla artmasına neden olmuştur.
Hayvan yemi üretimi için kullanılan gübre miktarındaki artış, çevreye bırakılan sıvı hayvan atıkları ile birleştiğinde denizlerde oksijen seviyesinin düşmesine yol açarak “ölü bölgelerin” oluşmasına neden olmaktadır. Bu ölü bölgelerin en büyüğü Meksika Körfezi’nde bulunmakta ve burada büyük bir deniz yaşamı kaybı yaşanmaktadır.
Endüstriyel hayvancılık karşıtı kampanyalar yürüten Sinergia Animal’dan Merel van der Mark, et ağırlıklı beslenme alışkanlıklarından uzaklaşmanın gezegen üzerindeki zararı azaltmanın tek yolu olduğunu vurguladı. Ayrıca, 2024 yılında endüstriyel hayvancılık işletmelerine 1,23 milyar ABD doları finansman sağlayan kamu kaynaklı kalkınma bankalarına, yatırım kriterlerini değiştirerek bu dönüşüme öncülük etme çağrısında bulundu.




