Kullanılmış elektrikli araçlar için güvenilirlik avantajı
Kullanılmış elektrikli araçlar, yüksek kilometrede benzinli otomobillere göre daha düşük arıza oranı gösteriyor; ancak batarya ve lastik kontrolü şart.
Kullanılmış elektrikli araçlar, yalnızca yeni modellere göre daha uygun fiyatlı olmalarıyla değil, yüksek kilometrede sundukları güvenilirlikle de öne çıkıyor. Yeni bir araştırma, elektrikli otomobillerin benzinli araçlara kıyasla daha düşük arıza oranlarına sahip olduğunu ve bu farkın kilometre yükseldikçe belirginleştiğini gösterdi.
İkinci el otomobil pazarı, özellikle ABD’de, yeni araç satışlarını uzun süredir geride bırakıyor. Ülkedeki sürücülerin yaklaşık yüzde 75’i otomobilini kullanılmış olarak satın alıyor. Bu nedenle daha erişilebilir fiyatlı elektrikli modellerin yaygınlaşması, sıfır emisyonlu ulaşımın daha geniş bir kitleye ulaşmasına katkı sağlayabilir.
Ancak bunun önündeki temel engellerden biri, ikinci el araç alıcılarının elektrikli modellerin bakım ve onarım maliyetlerinden endişe duyması. İngiltere merkezli British Vehicle Rental and Leasing Association (BVRLA), yayımladığı kapsamlı analizle yüksek kilometrenin tek başına elektrikli araçlardan uzak durmak için yeterli bir gerekçe olmadığını savundu.
Yüksek kilometrede elektrikli araçlar öne çıkıyor
BVRLA’nın, Driver and Vehicle Standards Agency tarafından gerçekleştirilen 47,4 milyon MOT testinin verilerine dayandırdığı çalışmada, elektrikli otomobillerin genel olarak diğer araç türlerinden daha yüksek oranda testten geçtiği belirlendi. MOT testleri fren, lastik, süspansiyon, direksiyon ve aydınlatma gibi yol güvenliği unsurlarını kapsıyor; ancak bataryanın sağlığı ve kalan kapasitesi bu kapsamda değerlendirilmiyor.
New AutoMotive tarafından hazırlanan araştırmaya göre, 20 bin ila 40 bin mil arasındaki araçlarda elektrikli modellerin MOT başarısızlık oranı yüzde 12 olurken, benzinli otomobillerde bu oran yüzde 11,7 olarak ölçüldü. Başlangıçta birbirine yakın olan oranlar, kilometre arttıkça elektrikli araçların lehine değişti.
60 bin milden sonra benzinli ve dizel araçlarda arıza oranı yükselmeyi sürdürürken, elektrikli modellerde oran yaklaşık yüzde 16 seviyesinde sabit kaldı. Üç ila sekiz yaş arasındaki ve 90 bin ila 120 bin mil yol yapmış araçlarda elektrikli otomobillerin yüzde 16,5’i MOT testini geçemedi. Aynı aralıkta bu oran benzinli araçlarda yüzde 22,1 oldu. Böylece elektrikli otomobillerin başarısız olma ihtimali yaklaşık yüzde 25 daha düşük çıktı.
120 bin milin üzerindeki araçlarda fark daha da büyüdü. Elektrikli modellerde testten kalma oranı yüzde 16 olurken, benzinli otomobillerde yüzde 23,5’e ulaştı. Araştırma ayrıca yaşlı elektrikli araçların trafikte daha uzun süre kalabildiğine işaret etti. 15 yaşına gelen elektrikli araçların yüzde 94,6’sı bir sonraki MOT testine geri dönerken, benzinli otomobillerde bu oran yüzde 88,1’de kaldı.
New AutoMotive Üst Yöneticisi Ben Nelmes, yüksek kilometrenin geleneksel olarak düşünüldüğü gibi aracın kötü durumda olduğunun doğrudan göstergesi olmadığını belirtti. Nelmes’e göre elektrikli aktarma organlarının mekanik açıdan daha sade olması, kilometre arttıkça önemli bir avantaj sağlıyor.
Batarya, lastik ve frenler dikkatle incelenmeli
Veriler, yüksek kilometreli bir elektrikli aracın otomatik olarak elenmemesi gerektiğini gösterse de satın alma öncesinde kapsamlı bir kontrol yapılması gerekiyor. MOT sonuçlarında elektrikli araçlarda lastik kusurlarının daha sık görüldüğü, özellikle içten yanmalı platformlardan dönüştürülen eski elektrikli modellerin bu açıdan daha sorunlu olabildiği kaydedildi.
Fren sistemlerinde ise farklı bir tablo ortaya çıkıyor. Yüksek kilometreli elektrikli araçlarda fren kusurları daha az görülürken, düşük kilometreli ancak yaşlı elektrikli modellerde fiziksel frenlerin daha seyrek kullanılması nedeniyle korozyona bağlı sorunlar artabiliyor.
İkinci el elektrikli araç alıcılarının batarya sağlık yüzdesini, şarj geçmişini, garanti durumunu ve varsa hata kodlarını incelemesi öneriliyor. Üreticilerin açıkladığı menzil değerleri yerine günlük kullanım alışkanlıkları, evde şarj imkânı, mevsimsel koşullar ve aracın halka açık şarj istasyonlarıyla uyumu da değerlendirilmelidir.
Araç geçmişi, kaza kayıtları, düzenli bakım işlemleri, yazılım güncellemeleri, frenler ve lastikler de satın alma kararında dikkate alınması gereken diğer başlıklar arasında yer alıyor. İngiltere’deki Woodson Cars, aşırı batarya kapasitesi kaybı, belirsiz onarım geçmişi veya şarj soketi sorunları bulunan elektrikli araçların dikkatle incelenmesini tavsiye ediyor.
İkinci el pazarının elektrikli dönüşümdeki rolü
İkinci el elektrikli araçların daha uygun fiyatlarla sunulması, elektrikli mobilitenin yaygınlaşmasını hızlandırabilecek unsurlardan biri olarak görülüyor. ABD’de federal 7.500 dolarlık elektrikli araç vergi kredisi uygulamasının sona ermesinin ardından satışlarda yaşanan düşüşe rağmen, kiralama sözleşmelerinden çıkan araçların pazara girmesi ikinci el arzını destekledi.
Harvard ekonomistleri tarafından hazırlanan başka bir çalışmada, elektrikli araçların 2030’da ABD’deki yeni otomobil satışlarının yüzde 38’ini oluşturabileceği öngörüldü. Aynı ekip, 2025 yılı için elektrikli araçların pazar payını yüzde 8 olarak tahmin etmişti. Bu öngörünün gerçekleşip gerçekleşmeyeceği belirsiz olsa da artan yakıt maliyetleri ve daha uygun fiyatlı yeni modeller, kullanılmış elektrikli araçlara yönelik ilgiyi güçlendirebilir.
Sonuç olarak, kullanılmış elektrikli araçlar değerlendirilirken yalnızca kilometre göstergesine bakmak yerine aracın bakım geçmişi, batarya durumu, şarj sistemi ve genel kondisyonu birlikte ele alınmalı. Araştırma, doğru bakımı yapılmış yüksek kilometreli elektrikli modellerin sanıldığından daha dayanıklı bir ikinci el seçeneği olabileceğini ortaya koyuyor.




