Savaşın Uzaması, Turizm Sektöründe Maliyet Baskılarını Artırıyor

Savaşın etkileriyle turizmde maliyet baskıları artarken, sektörün desteklenmesi için çeşitli talepler gündeme geldi.

Barış ve huzur arayan turizm sektörü, savaşın uzamasıyla birlikte artan maliyet ve fiyat baskılarıyla karşı karşıya kalıyor. 2026 sezonuna hazırlanan sektör, Avrupa pazarında tatil planlarını son dakikaya bırakan turistler nedeniyle endişeli. Alanya Ticaret ve Sanayi Odası (ALTSO) Başkanı Eray Erdem, sezona iyi bir motivasyonla başlayamadıklarını belirtti. Sektördeki zorlukların aşılması için kamu ve özel sektör iş birliğinin şart olduğunu ifade eden Erdem, şunları dile getirdi:

“Sezona keyifsiz başlıyoruz. Bu durumu düzeltmek ve daha olumlu bir tablo oluşturmak için hükümetimiz, bakanlıklarımız ve özel sektörün dayanışma içinde çalışması gerekiyor. 30 Nisan’da sona erecek olan turizmci ihracatçısına verilen yüzde 3 döviz teşvikinin uzatılması şart. Turizmcinin gelirinin incoming acenteler üzerinden kendilerine ulaşması gerekiyor. Ancak bu acenteler ana operatör olmadıkları için muvafakat vermekte bazen isteksiz olabiliyorlar. Bu durumda, asıl paranın sahibi olan turizmci, yani otelci olmasına rağmen, ödeme incoming acenteye yapıldığı için destekten faydalanamıyoruz. Bu nedenle prosedürlerin biraz daha esnetilmesi gerekiyor.”

Erdem, ayrıca konaklama vergisinin 2026 yılına özel olarak alınmamasını talep ederek, “Bu, otelcilerin ve turizmcilerin bir nebze olsun elini güçlendirecektir. Sektör içinde alınacak kararlar, sektörü olumlu yönde etkileyecektir. Belki bu yıl KDV’de de bir düzenleme yapılabilir. Yıllardır süregelen bir kriz var ve maalesef turizmcinin bu durumu kaldıracak gücü giderek azalıyor. Yangın yönetmeliği ile birlikte ek maliyetler ortaya çıktı. Alanya’daki tesisler eksikliklerini giderdi, ancak bunun da ek maliyetleri oldu. Bu ağır yükü hep birlikte aşmalıyız.”

Sektörün En Büyük Sorunu: Pahalı Ülke Algısı

Alanya Turistik İşletmeciler Derneği (ALTİD) Başkanı Cem Özcan, turizm tesislerinin teknik ve güvenlik yatırımlarını büyük ölçüde tamamladığını belirtti. Özel sektör olarak sorumluluklarını yerine getirdiklerini vurgulayan Özcan, “Devletimizin ve ilgili bakanlıkların stratejik destekleri büyük önem taşıyor. 2026 yılında turizm sektörünün en büyük sorunları arasında yüksek enflasyon, döviz kuru baskısı nedeniyle oluşan ‘pahalı ülke’ algısı ve artan işletme maliyetleri bulunuyor” dedi.

Rekabetin arttığı bir dönemde turistlerin alternatif destinasyonlara yönelmesi ve kâr marjlarının düşmesi, sektörün temel sorunları arasında yer alıyor. Özcan, “Turizm sektörünün güçlü kalabilmesi için destek mekanizmalarının hızla devreye alınması gerekiyor. Alanya yeni sezona hazır. Tesislerin teknik altyapı ve güvenlik yatırımları tamamlandı. Sezonun sağlıklı ve sürdürülebilir ilerleyebilmesi için kamu desteği şart. Mevcut darboğazın aşılması için kamu ve özel sektör arasında güçlü bir iş birliği ve koordinasyon şart. Yüzde 3 döviz teşvik desteği uzatılmalı ve konaklama tesislerinin bu destekten doğrudan faydalanabilmesi için mevzuat sadeleştirilmeli.” şeklinde konuştu.

Artan maliyetler nedeniyle işletmelerin ciddi bir yük altında olduğunu ifade eden Cem Özcan, “Sektörü rahatlatacak somut adımlar atılmalı. Bu kapsamda, konaklama vergisi 2026 yılına mahsus olarak alınmamalı ve KDV oranlarında düzenlemeye gidilmeli. 2026 sezonunda turizm sektörünü etkileyen başlıca riskler arasında Avrupa pazarında oluşan ‘Orta Doğu algısı’, artan enerji ve ulaşım maliyetleri ile rezervasyonlardaki yavaşlama öne çıkıyor.” dedi.

Sektörde Bekle-Gör Hali Var

Profesyonel Otel Yöneticileri Derneği (POYD) Bodrum Temsilcisi ve Doria Hotel Bodrum Genel Müdürü Yiğit Girgin, sezonun savaşın gölgesinde başlayacağını ifade etti. Bodrum ve Ege’nin savaşa uzak bir bölge olmasına rağmen rezervasyonların olumsuz etkilendiğini belirten Girgin, “Şu anda sektör genelinde belirgin bir ‘bekle-gör’ hali var. Özellikle kısa vadeli karar veren pazarlarda temkin, yavaşlama ve yer yer iptal sinyalleri gözlemleniyor. Sezon rahat başlamadı.” dedi.

Kriz dönemlerinde fiyat konuşulmaması gerektiğine dikkat çeken Yiğit Girgin, “Kriz dönemlerinde en büyük hata, ürünü değil yalnızca fiyatı konuşmaktır. Eğer bu süreci sadece indirimle yönetmeye çalışırsak, günü kurtarmaya çalışırken destinasyonun değerini aşağı çekeriz. Asıl mesele düşük fiyat vermek değil; güven veren, kaliteli, tutarlı ve doğru anlatılmış bir ürün ortaya koyabilmektir. Bu nedenle pazarlama çalışmalarına her seviyede önem vererek durmadan devam etmek gerekiyor.” şeklinde konuştu.

Ege ve Bodrum’da taleplerin durmadığını vurgulayan Girgin, “Talepler tamamen durmadı ama daha hassas hale geldi. İnsanlar artık sadece tatil satın almıyor; güven, istikrar ve sorun yaşamayacakları bir deneyim satın alıyorlar. Ege, Bodrum, Antalya ve İstanbul gibi destinasyonlarımıza coğrafi olarak uzak olsa da, dış pazarda algı bazen haritadan hızlı çalışıyor. Güvenli, kontrollü ve güçlü bir destinasyon olduğumuzu net bir şekilde anlatmalıyız. 2026’da turizm rüzgârı, güven ve kalite odaklı esecek.” dedi.

Sektörün en büyük çıkmazının maliyet ve fiyat baskısı olduğuna dikkat çeken Yiğit Girgin, “Maliyet artıyor, fiyat baskısı artıyor, rekabet sertleşiyor. Böyle bir ortamda sadece otelciye ‘dayan’ demek yeterli değil. Sektörün korunması için finansman erişimi kolaylaştırılmalı, istihdam üzerindeki yükler hafifletilmeli. Ulaşım ve tanıtımda daha koordineli bir yapı kurulmalı. Sadece kamudan bir şey beklemek de doğru değil. Bizim de kendi içimizde ürünümüzü, dilimizi, hedef pazarımızı ve fiyat politikamızı yeniden gözden geçirmemiz gerekiyor. Turizm huzur sever. Bu nedenle savaşın sona ermesini bekliyoruz. Sektör olarak görevimiz sadece dışarıdaki gelişmeleri izlemek değil; içeride daha sağlam, daha güven veren, daha kaliteli ve daha doğru konumlanmış bir turizm yapısı kurmaktır. Çünkü bir destinasyon, rakibinin problemiyle değil, kendi hazırlığıyla yükselir.” şeklinde sözlerini tamamladı.

İlgili Makaleler

Başa dön tuşu